16/12/2018

BİR’LİK

Şükran NAMDAR

Şükran NAMDAR
13 Şubat 2017

BİR:
1.    Sayıların ilki. 
2.    Bu sayıyı gösteren rakam 1, 
3.    Bu sayı kadar olan. 
4.    Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). 
5.    Tek. 
6.    Beraber. 
7.    Eş, aynı, bir boyda. 
8.    Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. 

Türkçe sözlükte “bir” sözcüğünün karşılığı olarak yukarıdaki açıklamalar bulunmakta. Anlamını çok sevdiğim ve ince düşünülerek oluşturulmuş, ilahi bir sözcük olduğuna inandığım bir sözcüktür, “bir”. O kadar özel bir sözcüktür ki, “tek” olmayı, “kesrette vahdet” olmayı, “vahdette kesret” olmayı, yani sevgiyi ifade eder aynı zamanda. “Kesrette vahdet” (yani çoklukta birlik) ve “vahdette kesret” (yani birlikte çokluk), Tasavvuf Felsefesinin dilimize kazandırdığı şahane ifadelerden olmakla birlikte, karşılıksız ve sonsuz sevgiyi vurgular. Çeşitlilik ve çoklukla bir birlik olmayı belirten bu ifade, çokların sonsuz sevgiyle bir arada tutuluşunu ifade eder. Zira bedenimiz, el, kol, parmaklar, tırnaklar, ayaklar, bacaklar, kaşlar, gözler, kulaklar, burun, boyun, göğüs, karın, kalça, böbrekler, kalp, karaciğer, akciğer v.b. binlerce uzuvdan, organdan, milyonlarca hücreden ve dokudan oluşmakta; yani çokluğun birliği olmaktadır. Bilineceği üzere, bu muhteşem uyumlu BİR’likteki en ufak bir aksama, tüm düzeni bozabilmektedir.
Canınızı bu felsefi bilgilerle fazla sıkmadan sadede gelirsem, evrende her şey de bu “kesrette vahdet” ilkesine uymaktadır. Evrenin düzeni, doğa ve ülkelerin bekası, gibi.
Tam bir “birlik” olan, güzel ve eşsiz ülkemde, yazık ki, son birkaç yıldır bu durum fazlasıyla hissedilmekte. Kesrette vahdeti yaşayarak, nice sıkıntılara, savaşlara ve zor zamanlara direnebilmiş güzel ve sevgi dolu insanım artık, otobüste, yolda, lokantada, kahvehanede, mahallede, apartmanda… ayrılmış, ayrıştırılmış durumda. Artık, bir parmağın yanındaki parmağı sevmeyip nefret etmesi misali, bir dairedeki kişi, yan komşusundan nefret eder; eski dostlar birbirini aramaz sormaz; hatta akrabalar, kardeşler bile birbirini sevmez durumda. Bir elin diğer eli kesmesi ne kadar anlaşılamaz ise, şu an A görüşünden olanların, B görüşünden olanlara saldırması, onları öldürmesi de o kadar anlaşılamaz. 
Eski yazılarımı okuyanlar bilirler, kişilik olarak her zaman sevgiden ve “bir” olmaktan dem vururum. Elbette benim de kendime ait bir siyasi görüşüm, dini anlayışım, hayata bakış açım… vardır; ancak ne öğretmenliğim süresince öğrencilerime ve öğretmen arkadaşlarıma ne de, yaşamım boyunca yakın çevremde tanıdıklarıma, asla herhangi bir baskıda bulunmamışım ve hatta -konusu olmadıkça- konuşmamışımdır. Asla gizlemem düşüncelerimi duygularımı, ama tüm davranışlarımı da bu çerçeveye oturtmam. Konusu açıldığında, konuşurum ve karşımdakini de dinlerim; saygı duyarım ve saygı beklerim. Saygı duymayanın yanında konuşmam. Ancak hiçbir zaman benim düşüncemde olmayandan nefret etmedim. 
Sevgili okurlar, farkında mısınız, artık nasıl da kutuplaştırıldık. 
İnsanlar artık, ya A ya da B şeklinde, birbirine kırdırılıyorlar. 
Artık, bir tahammülsüzlük, bir toleranssızlık…
Artık bir nefret ve bir ayrılık duygusu her an her yerde kol geziyor? 
Artık, “kesrette vahdet”, çoklukta bir olamıyoruz? 
Asgari müştereklerimiz bile yok edilmeye çalışılıyor. 
Artık “günaydın” demek için bile “bu bizden miydi?” diye düşünüyoruz. 
Artık selamlaşma sözcüklerimiz bile farklı. A grubundan olanlar ile B grubundan olanlar farklı sözcüklerle selamlaşıyor. 
Artık, ortak dilimiz, ortak davranışlarımız değiştiriliyor. 
Artık, herkes “en iyi” ve “en doğru” olanın kendisi olduğunu düşünüyor ve kendi dışındakilere ölüm saçıyor. 
Artık herkes EGOist. Otobüste bizden olmayana yer bile vermiyoruz.
Artık, ülke olmanın en önemli göstergesi olan BİR’lik duygusunu yitiriyoruz. 
Ne farkımız kaldı 1980 öncesi “sağ-sol” çatışmasında olanlardan. İsimleri değişiyor, ama ayrıştırma mantığı değişmiyor. Yine ayrıştırılıyoruz. Lütfen fark edin artık: Biz BİR’iz. 
Sağıyla Soluyla, Doğusuyla Batısıyla, Kuzeyiyle Güneyiyle, Lazıyla Çerkeziyle, Sunnisiyle Alevisiyle, A sıyla B siyle….
BİR’liğimizi kaybedersek, önce sarsılır, sonra, yok oluruz; vücuttaki bir aksaklık, önce hasta eder, tedavi edilmezse, öldürür. Farkında mısınız, hastalığın. SEVGİYLE…

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları