21/08/2018

DELİNİN ATI YÜRÜK OLUR

Şükran NAMDAR

Şükran NAMDAR
18 Ocak 2017

Hepiniz bilge kişi Nasrettin Hoca’yı bilirsiniz. Hoca bir gün, katırına yüklemiş yükünü, oğlunu da katmış yanına, düşmüş pazar yoluna. Yükünü pazarda satacak, eve ekmek götürecek. Yolda bir köylüsüne rastlamış, selamlaşmışlar. Köylü, hocaya kınayarak bakmış ardından “Ya hoca boyundan posundan utan, şu zavallı katıra bu ağır yükü yüklemişsiniz, katıra can çekiştiriyorsunuz; hiç mi acımanız yok” demiş. Hoca bakmış adam haklı, “Doğru dersin” demiş ve sonra, yükü sırtlanmış, o halde yürümeye devam etmişler. Sonra, başka bir köylü ile karşılaşmışlar. Köylü uzaktan bunları görünce bir gülmeye tutulmuş, yaklaşınca “E hoca ben de seni akıllı sanırdım, burda katır boş gidiyor, sen de oğlunda yürüyorsun, bir de yükü sen sırtında taşıyorsun. Olacak iş mi bu?” demiş. Hoca bi şöyle bakmış, “Valla haklısın” demiş, katırın üstüne kendisi  binmiş, yükü de yanına bağlamışlar, devam etmişler yola. Bir süre sonra, başka bir tanıdıkları ile karşılaşmışlar, adam hayretler içinde bakarken “Ya hu hoca, ne yaptın sen, ufacık oğlanı yürütürsün acımadan, sen katırın üstünde keyfine bakarsın, olur mu hiç?” demiş. Hoca “Haklısın” deyip inmiş aşağıya, bu sefer oğlunu oturtmuş katırın üstüne, yükle beraber.  Az sonra başka biri ile karşılaşmışlar, adam “hocanın oğluna dönerek, “Ah ah! hiç saygı kalmadı bu gençlerde, yaşlı baban yürürken hiç utanmaz mısın sen katırın üstünde gitmeye” demiş.  Oğlan utanarak inmiş aşağıya, hoca o adamı da haklı bulmuş.  Oğluna dönmüş, katırı da yükü de orda bırakarak ,  “ey oğul” demiş, “bize Pazar haram, haydi eve dönelim.”

Toplumsal bir varlık insan. Ama öncesinde biyolojik bir varlık; egoist bir varlık ve akıllı bir varlık. Biyolojik ihtiyaçları var insanın; yemek, içmek, cinsellik, annelik gibi. Egoist ihtiyaçları var; güvenlik, barınma, sevilme ve sevme, bağlanma gibi. Sonra geliyor, beğenilme, başarma sayma sayılma gibi toplumsal ihtiyaçlar. Ve en sonra da, mental ihtiyaçları var; merak ve hayret ihtiyacını gidermek, eleştirmek, sorgulamak ve üretmek gibi.

Ancak hepsini bir tarafa itip toplumsal ihtiyaçları en ön safa almak, “ne olursa olsun” deyip elaleme göre yaşamak, insanın diğer ihtiyaçlarını yok saymak, önünde sonunda bedenin intikamı ile sonuçlanır. Sırf toplumsal onay almak adına, toplum ne istiyorsa onu yapmak adına yaşarken, bedenini yok sayarsan, bedenin ve egon kendini mutlaka hatırlatır. Hoca misali, ilerlemek için çıktığın yolda önce durursun, sonra gerilersin sonra malı mülkü bırakır, her şeyini terkeder evine dönersin. Oysa Freud’un dediği gibi olması gereken, id, ego ve süperegonun dengeli karşılanmasıdır. İd (biyolojik yön), ego (psikolojik yön), superego (sosyolojik yön) dengede olmadığı sürece, insan naturasına aykırı bir şeyler vardır.

Günümüz Türkiye’sinde son zamanlarda, bu dengesizlik kendini fazlasıyla hissettirmeye başlamıştır. Bu üç yönden biri ya engellenmekte ve şiddete yönelik olarak kendini göstermektedir, ya fazlasıyla karşılanmakta ve abartılı tavırlarla yaşamı tehdit etmektedir. Örneğin, toplumsal beklentileri fazlasıyla karşılamaya yönelen (yani superegosu güçlü) birisinin, kanser hastalığına yakalanma riski çok daha fazla. Toplumun beklentilerini, egosunun ve bedeninin beklentilerinin önüne çıkaran bu tip insanlarda, stres ve aşırı titiz davranışlar zamanla bağışıklık sistemini düşürebiliyor. Ya da küçük yaşta toplumun beklentilerine yönelik davranarak bedensel ve egoistik ihtiyaçlarını bastırmış bir genç, yıllar sonra, toplumsal şiddete yönelebiliyor.

Oysa insan üç yönünü dengeli karşılaması gereken bir varlık. Gerçeklerin üstünü örtemezsiniz; gün gelir size kendisini gösterir bu gerçekler. İnsan, üçü dengeli olarak karşılanması gereken ihtiyaçları ile biyolojik, psikolojik ve sosyolojik bir varlıktır.

Ne gereğinden fazla titiz olmalısın, ne gereğinden fazla bencil, ne de gereğinden fazla açgözlü.

Biraz “deli” olmalısın bazen, biraz veli. Hayatı yavaşlatmalısın bazen; bazen de keyfin için mola vermelisin bu hengameye. Çalışmalısın inatla, azimle ama, gerektiği yerde durdurmalısın tireni. Konukomşuyu, elalemi susturmalısın; ya da dinlememelisin bazen kim ne demiş, ne dememiş.

Deli olmalısın bazen; umrunda olmamalı dünya. Delisin ya, kimin ne dediğini, neyi beğenip neyi beğenmediğini umursamamalısın; yoluna devam etmalisin. Delisin ya, kendi bildiğinden şaşmamalısın; doğru bildiğini yapmalısın; aklının estiği gibi savrulmalısın. E aklın yolu da bir...

Deli olmak bir meziyet, bazen. Deli olmak bir erdem.  Deli olabilmek pek zor bu toplumda, bu zamanda; ama olabildin mi, işler tıkıt tıkır yolunda gidiyor göreceksin. Belki biraz az aranıp az sorulacaksın, ama dengede olacaksın. Delisin ya, atın yürük olacak.

Unutma, seni senden başka düşünen ve seven yok gerçekte. Kendine iyi bak. Sadece sen kendine iyi  bakabilirsin çünkü. SEVGİYLE...

1 yorum yapılmış

  • F14 Şubat 2017 • 00:36

    ''Unutma, seni senden başka düşünen ve seven yok gerçekte. Kendine iyi bak. Sadece sen kendine iyi bakabilirsin çünkü. '' Sevgi ve hasretle Şükran Namdar.

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları