22/09/2018

AYNI AVLUDA

Şükran NAMDAR

Şükran NAMDAR
11 Ocak 2017

Üzerinde aslan başlı pirinç kapı tokmağı olan, çift kanatlı ahşap büyük kapının sol kanadı sürekli kapalı dururdu. Geçişler, açılabilen sağ kanadından yapılırdı, bu büyük konak kapısının. Kapının üzerinde, kerpiçle tutturulmuş kiremitlerle örülü bir taç, bahçenin etrafını saran bahçe duvarı ile birleşiyordu. Aslan başlı tokmağı bir-iki kez vurduğunuzda açılan kapıdan girer girmez, gözünüzün önünde kocaman bir avlu belirirdi. Bu avlu yazları, günün neredeyse onsekiz saati çocuklarla ve temizlik ya da yemek yapan kadınların koşuşturmacası veya sesleri ile dolu olurdu. Avlu kapısından girer girmez yürüdüğünüz mozaik taş yol, sağda iki, solda iki tali yola ayrılır, ama düz devam ettiğinizde,  sizi konağa ulaştırırdı. Sağdaki ilk tali yol, kameriyeye götürürdü sizi. Üzeri asma dalları ile tamamen kapalı olan kameriye, gelen misafirin ilk soluklandığı, konak sakinlerinin misafirleri ile oturduğu, akşamları ise çayların yudumlanırken, sohbetlerin edildiği, bazan gizli dedikoduların bazen dertlerin paylaşıldığı yerdi. Kimse yoksa gündüz, Anuş, Seher ve benim evcilik oynadığımız, annelerimizden gördüklerimizi, duyduklarımızı uyguladığımız yerdi. Ara sıra abilerimiz oyunumuzu bozsa da biz, annelerimize şikayet eder, onların azarlanmasına sebep olmanın gururu ile yine devam ederdik oyunumuza. En çok Melanuş Teyze bağırırdı oğlanlara. Çoğunlukla şikayete ona giderdik. Benim abimle, Artin Abi bazen bizi kuytuda sıkıştırıp, gözlerini büyütüp, kolumuzu sıkıp “neden şikayet ettiniz?” türünden azarlamalar yapmaz değildi; ama şiyet sonrası keyfimizi zedelemezdi bu korkutmalar.

Sağdaki ikinci tali yol, eskiden konağın müştemilatı olan tek katlı ahşap eve gidiyordu. Bu evde, yaşlı karısı ile Agop Amca oturuyordu. Eskiden bu konağın sahibi, Agop amcanın akrabasıymış, müştemilata para vermiyor, burada uzun yıllardır oturuyorlardı. Avlumuzun dedesi ve büyükannesiydi onlar. Çoğunlukla avludaki evlerden biri akşam yemeklerini tedarik ederler, Karin Büyükanneye yemek yaptırmazlardı.

Soldaki ilk tali yol ise bostana giderdi. Ufak ufak evleklere ayrılmış, bellenmiş toprağa soğan tıskaları ve maydanoz, dereotu tohumu ekerdi annem. Sık sık çapalar ve sulardı.  Büyüdüğünde ise tüm avlunun ihtiyacını karşılardı minik bostanımız. Bostanın kenarında küçücük kümeste ise her zaman üç-beş tavuk olurdu. Bu tavuklar da avludaki herkesindi, kimin ihtiyacı varsa yumurtasını ya da tavuğunu kullanırdı. Çoğunlukla tavuk özel günlerde pişirilir ve hep birlikte yenirdi. Soldaki ikinci tali yol, eskiden konağın sahibinin, kendi anne ve babasının evi olarak yapılmış, yine tek katlı şirin bir evdi. O evde, Anuş’lar otururdu. Melanuş Teyze,  bakır ustası David Amca, Artin Abi ve Anuş, avlumuzun Ermeni sakinleriydi. Melanuş Teyze harika etli pilav yapardı. Uzun saçlarına, erkek gibi duruşuna bayılırdım.

Mozaik taş yolun sonunda ise, alt katında bizim de oturduğumuz konak vardı. Annem, babam ve altı kardeş ile bizim ailemiz alt katta otururken, alevi olan Seher’in ailesi üst katta otururdu.  Meryem Teyze ve tekelde çalışan Salman Amca ve iki çocukları Seher ve Ali abi.

Bir avlu içinde Agop Dede ve Karin Anne dışında hepsi kiracı olan bu insanlar, tek aile gibi yaşardık. Ermeni bayramı, yortusu, paskalyasında biz müslümanlar, onlarla birlikte yumurta boyar, pilav yerdik; ramazan ayında ise müslümanlar oruç tutyor diye onlar bizim göreceğimiz yerlerde dolaşmaz hiçbir şey yemez içmezdi. Ne “sizinkiler” ne de “bizimkiler” vardı. Ne kimse namusumuza yan bakardı, ne de farklı olduğumuzu düşündürtürdü. Biz hepimiz o avlunun insanlarıydık ve farklılıklarımızla bir aileydik.

Yıllar sonra bile geriye dönüp baktığımda, saygıyı, sevgiyi, acıyı paylaşmayı, günleri geceleri birlikte geçirmeyi, sıkıntıları birlikte defetmeyi öğreten bu insanları şükranla anıyorum. Aileden öğrenilebilecek her şeyi öğreten bu avlu insanları benim ailemdi çüknü.

Ve şimdi diyorum ki, “biz”, ne zaman “öteki” olduk?

Sevgiyle...

2 yorum yapılmış

  • Fikriye12 Ocak 2017 • 01:40

    Tebrikler Şükran'cım. Kalemine sağlık. Ne zaman ötekileştik , ne zaman!.....
  • Ayeglltir12 Ocak 2017 • 16:48

    Hocam zevkle okuyup, ben de kendi çocukluğumdan alıntılar gördüm yazınızda Yüreğinize sağlık...sevgiler,

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları