20/11/2018

TOPLUMSAL SINIF AİDİYETİNİN TÜKETİCİ DAVRANIŞLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Dr. M. Arif TUNCER

Dr. M. Arif TUNCER
28 Kasım 2016

Sayın Okurlarımız,

Köşemizin bugünkü konusu; yaptığımız meslek, inandığımız dini değerler, aldığımız eğitim, elde ettiğimiz gelir, yaşanılan çevre ve benzeri hususların bizleri dâhil ettiği toplumsal sınıflar ve aidiyet hissettiğimiz sınıflardaki tüketim alışkanlıklarımız olacaktır. Bu kapsamda öncelikle toplumsal ya da sosyal sınıf ve tüketici davranışları kavramlarının tanımları yapılacak, sonrasında kavramlar arasındaki ilişki yapısı ortaya konacak ve müteşebbis ve işletme yöneticilerimize bu hususlarda önemli tavsiyelerde bulunulacaktır.

Sosyal sınıflar toplumsal yapıyı oluşturan temel taşlarıdır. Dünyanın her yerinde sosyal sınıf kavramı varlığını devam ettirmektedir. Ülkeden ülkeye ya da toplumdan topluma farklılık arz etse de sosyal sınıflar dünyanın hemen her yerinde benzer özellikler ile karşımıza çıkabilmektedir. Toplumsal sınıf olgusu çeşitli şekilde sınıflandırılabilmektedir. Bu sınıflandırmalar amaç ne olursa olsun, toplumun daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır.

Sosyal sınıfların kendilerine özgü davranış kalıpları, yaşam tarzları, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel özellikleri olduğu için, sosyal sınıf bir anlamda alt kültür olarak da düşünülebilir. Toplumsal sınıflar farklı özellikleri nedeniyle başta pazarlama olmak üzere, sosyoloji, ekonomi, psikoloji, antropoloji ve daha birçok farklı bilim dalının inceleme alanına girmektedir.

Toplumsal sınıf yapıları dinamiktir. Yani birbirleri arasında hareket edebilme imkânı söz konusu olabilmektedir. Üst sınıfta olan bir birey alt sınıfa, alt sınıfta olan bir bireyde üst sınıfa geçebilir. Aynı sosyal sınıf içerisinde de bir yatay hareketlilikten bahsedilebilir.

Toplumsal sınıfları anlamak ve onlara uygun siyasi, ekonomik ve benzeri politikalar üretmek, ilgili tarafın avantajlı çıkmasına sebebiyet verecektir. Çünkü bir ülke toplumdan ve toplumlar da sosyal sınıflardan oluşmaktadır.

Farklı bilim dalları için insanı anlamak, uzmanlık alanlarına göre ona uygun politikalar üretmek ve organizasyonlar geliştirmek her zaman için en önemli çıkış noktası olmuştur. İnsan faktörünün bir bütün olarak ele alınması, süreç yönetimi açısından ciddi zaman kaybına sebebiyet vermekle birlikte, sonuçları açısından da efektif olamamaktadır. Çünkü bütün olarak ele alınan insan faktörünün içerisinde farklı gelir grubundan, farklı tahsillerde ya da tahsilsiz olan, farklı iş sektörlerinden ve farklı kültürlerden birçok birey grubu vardır. Ele alınacak konu ne olursa olsun bu unsurun bir sınıflandırmaya tabi tutulması ve böylelikle üzerinde daha rahat çalışılması gerekmektedir. Bunun yapılabilmesi için dünyanın birçok yerinden birçok düşünür ve akademisyen tarafından kabul görmüş, geliştirilmiş ve halen üzerinde çalışılan bir kavram olan “sosyal sınıf” olgusunun kullanılması amaçlara giden yolda önemli bir kolaylık sağlayacaktır.

Sosyal sınıf kavramıyla ilgili olarak, sosyologların üzerinde fikir birliğine ulaştıkları net bir tanımlamadan söz edilemez. Yapılan bir tanıma göre, toplumda benzer ya da birbirine yakın mesleksel statülere, gelire, yaşam standardına ve biçimine sahip kişilerin oluşturduğu gruplar “sosyal sınıf” olarak adlandırılır. Sosyal sınıf kavramı dendiğinde akla ilk gelen isim olan Warner’ın tanımı ise: “aynı toplumsal saygınlığa sahip, birbiriyle çok sıkı ilişkileri olan ve davranışsal beklentileri benzer olan kişilerin oluşturduğu bir sosyal yapıdır” şeklindedir.

Sosyal sınıfı yalnızca gelir miktarına göre kategorize etmek son derece yanlış bir davranıştır. Özelikle ülkemizi ele alacak olursak, bir satış temsilcisi primleriyle birlikte bir akademisyenden daha fazla gelir elde edebilmektedir. Özellikle şirket tarafından tahsis edilen lüks aracı kullanması, şirket tarafından verilen kıyafet çekleri ile lüks mağazalardan alışveriş yapması, şahısları gerçekte olduğundan farklı bir sınıfta gösterebilmektedir. Oysa akademik kariyer yapmaya çabalayan kişiler fakülte, yüksek lisans ve doktorayı kapsayan eğitimleri neticesinde en az on yıllık bir çaba sarf ederler. Bu da sınıflar arası çizgiler çekilirken sadece gelir durumunun bir belirleyici olamayacağı konusunda bizlere fikirler vermektedir.

İşletmeler, tüketici davranışlarını anlamak ve tanımlamak adına çeşitli kategori araştırmaları yaparak, tüketicileri sosyolojik, psikolojik veya demografik faktörler altında sınıflamaktadırlar. Bu çalışmalar işletmelere geniş bir anlamda tüketici profili oluşturmaktadır. Bu kategorilerden birisi de yukarıda tanımladığımız sosyal sınıftır. Sosyal sınıf, diğer faktörler gibi tüketici davranışlarının şekillenmesinde etkili olmakta, tüketicinin ait olduğu sosyal sınıf grubuna benzer bir şekilde düşünmesini ve bu yönde hareket etmesini sağlamaktadır. Sosyal temeller, farklı birey ve grupların farklı değerler haline gelmesine neden olur. Bu farklılıklar tüketicinin tutum ve davranışlarına önemli ölçüde etki etmektedir.

Pazarlama biliminin başlıca konularından biri ve faaliyetlerinin başlangıç noktası tüketicidir. Bu sebepten dolayı işletmeler çeşitli stratejik kararlarını alırken ya da bazı yönetsel kararlarını verirken, toplumsal yapının içinde barındırdığı sosyal sınıfları ve onların tüketim davranışlarını ciddi bir biçimde incelemelidir. Bu faaliyetler gerçekleştirilirken tüketicileri birey bazında değerlendirmek yerine, tüketici bireylerinin ait olduğu sosyal sınıf gruplarını ele almak çok daha mantıklı olacaktır.

Toplumsal sınıflar en üst grup, üstün altı grup, ortanın üstü, ortanın altı, altın üstü grup ve altın altı grup olarak temelde altı farklı şekilde sınıflandırmaya tabi tutulabilmektedir. Alt, üst gibi kavramları kullanırken ki amaç tamamen bilimsel bir sınıflandırmayı sağlamak olup asla bir ayrıştırma manasına gelmemektedir. İki insanın toplumsal yapı içerisindeki değeri birbiri ile eşit seviyededir. Üst gruplar gelir seviyesi, eğitim düzeyi ve benzeri özellikleri diğerlerine nazaran biraz daha yüksek olan topluluklardır. Orta sınıfta bu özellikler bir nebze daha azalmakta ve alt gruba gelindiğinde seviye biraz daha aşağıya inmektedir.

İnsanlar hangi ailede dünyaya geleceklerini kendileri belirleyemez. Bundan dolayı aslında bir toplumsal sınıfa mensup olarak doğarız çünkü ailemiz o toplumsal sınıfın mensubudur. Fakat sınıf değiştirmek eğitim seviyesini yükselterek, iyi mesleklere girerek artırılabileceği gibi iflas ederek azalabilir de... 

Sosyal sınıfların önemi tüm dünyada ve ülkemizde her geçen gün daha fazla artmaktadır. Bir ülke ya da toplumu daha yakından tanımak ve anlamak için o toplumun sosyal sınıfları iyi analiz edilmeli ve bu analizler sonucu belli neticelere varılmalıdır.

Şu anda dünyanın çeşitli ülkelerinden birçok yazar ve akademisyen, toplumu bu şekilde ayrıştırmanın doğru olmadığını vurgular. Bu düşüncenin temelinde insanlar arasında eşitsizlik yaratıldığı düşüncesi yatmaktadır. Sosyolojik açıdan düşünüldüğünde bazı kesimler için bu düşünce geçerli olabilse de çeşitli bilim dalları açısından toplumsal sınıflandırma hayati önem arz etmektedir. Pazarlama, ekonomi, psikoloji ve antropoloji bunların başında gelir. Örneğin, pazarlamacılar pazar bölümlendirme yaparken sosyal sınıfları ciddi bir biçimde incelerler. Çünkü herkes için, her zaman üretilecek çok fazla mal ya da hizmet yoktur. Pazarı bölümlere ayırmak içinde toplum sınıflara ayrılarak incelenmektedir. Firmalar için bu durum hayati önem arz eder.

Yani yaşantımız gelir seviyemize, eğitim durumumuza, yaşadığımız yere göre değişiyorsa tüketim alışkanlıklarımızın sabit kalmasını da bekleyemeyiz. İşletmelerimiz için günümüz bilgi çağında “elimde ne varsa üreteyim elbet bir şekilde eritirim” anlayışı geçerliliğini yitirmiştir. İnsanlar içerisinde yer aldıkları sınıfın gereklerine uygun olarak ürün tercihinde kendilerince çeşitli kriterler belirlemekte ve buna uyan ürünleri en uygun fiyata edinmek istemektedirler. Bu da firmalarımızı tüketicilerimizin taleplerini daha iyi anlamaya itmektedir. İşte tam bu anlama noktasında sosyal sınıf diyagramı ön plana çıkmakta ve hangi tüketicinin kalbinden ve zihninden ne geçtiğini biz işletmecilere yüksek doğruluk ölçütünde vermektedir.

Saygılarımla.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları