23/09/2018

İŞLETMELERİMİZİN YUMUŞAK KARNI: LİDER OL(A)MAYAN MÜDÜRLER

Dr. M. Arif TUNCER

21 Kasım 2016

Sayın Okurlarımız,

Köşemizin bugünkü konusu, müteşebbislerimizin dişinden tırnağından artırarak hayata geçirdikleri projelerde görev yapan yöneticilerin yetersiz olmaları ya da olmayı tercih etmeleri neticesinde işletmelerin karşılaşacağı olumsuz durumlar olacaktır. Bu kapsamda öncelikle yöneticilik ve liderlik kavramlarının tanımları yapılacak, sonrasında kavramlar arasındaki farklardan bahsedilecek ve yatırımcılarımıza bu hususlarda önemli tavsiyelerde bulunulacaktır.

İnsanoğlu var olduğundan bu yana, yönetilme her zaman bir ihtiyaç olarak vuku bulmuştur. Geçmiş çağlardan günümüze insanlar sosyal bir varlık olmanın gereğini yerine getirerek toplu yaşama modelini benimsemişlerdir. Her zaman içerisinde bulunulan toplumun bir ya da birden fazla idarecisi olmuştur. Şimdiye kadar bahsettiğimiz konunun sosyolojik boyutudur. İşimiz işletme yönetimi olduğu için konuyu şirketlerimize getirmekte fayda görülmektedir.

Öncelikle yönetim kavramını ele almamız gerekir. “Yönetim”, bilindiği üzere idare etme sanatıdır. İnsanlar ne kadar iyi yönetilirse o denli iyi işler çıkarır ve işletmemizin toplam verimliliğini de artırırlar. İdare etme sanatı olan yönetimi uhdesinde bulunduran sanatçılara “yönetici” denir. Yöneticiler günümüzde işletmelerimizi yöneten kişilerdir. İşletme fonksiyonlarından Yönetim, Muhasebe, Finans, İnsan Kaynakları, Pazarlama, Satın Alma, Ar-ge ve benzerlerinin her biri birleşerek bir bütünlük arz eder ve işletmemizin organizasyon şemasını oluştururlar. Bu birimlerin tamamının başında birer yönetici bulunur ve bu kişilere “orta düzey yönetici” denir. Orta düzey yöneticiler, umumiyetle bir genel müdür yardımcısına, genel müdür yardımcısı genel müdüre, genel müdür ise yönetim kurullarına bağlı olarak görev yapar. Genel müdür ve üzerindeki yöneticiler “üst düzey yönetici” olarak anılmaktadır ve orta düzey yöneticilerden farklı olarak, işletme bünyesinde imza yetkilisi olarak daha fazla sorumluluk sahibidirler.

Birimlerin başına atanan orta düzey yöneticiler yani birim yöneticileri, daha da toplumda kabul gören ifade ile müdürler, işletmemizin belirli bir biriminde işe başlamış, kendisini geliştirerek liyakat esaslarına uygun olarak yöneticiliğe terfi ettirilmiştir. Buna ek olarak işletme bünyesinde doğru işe uygun namzet bulunmaz ise dış kaynak kullanımına gidilerek yönetici personel temini de yapılabilir. Birinci aktardığımız terfi yöntemi, umulan ve liyakat esasına göre olması gereken bir modeldir. İçeriden yapılan atamalar, yazımızın başında da belirttiğimiz üzere sosyal bir varlık olan insanın yalnızca ücretle tatmin olmadığının en güzel kanıtı olurcasına onları motive eder ve sadakati artırır. Bunu hak etme noktasında her iş gören belirli bir çaba gösterir, çok azı terfi etmek istemez.

İşe başlatma ya da terfi kriterlerine bakıldığında tahsil, yabancı dil, teknoloji kullanımı, insan ilişkileri, araç kullanma yeteneği ve benzeri hususlar ön plana çıksa da bir kavram vardır ki bazı adayları diğerlerinden keskin bir biçimde ayırır, “liderlik”. Lider ifadesi her ne kadar günümüzde daha fazla siyasi perspektifte daha fazla kullanılsa da, liderlik vasıflarına sahip kişi her girdiği platformda kitleleri arkasından sürükler. Liderlik, büyük ölçüde sonradan kazanılabilecek bir meziyet değildir yani bu hususta çalışarak başarılı olma şansı yoktur. Çalışarak kazanılacak olan vasıf liderlik değil taklitçilik olur ki, iyi yönde kullanıldığında kişilere müdür ile lider arası bir konum sağlayabilir.

Artık günümüzde birçok kişi, işin mutfağında pişmek yerine doğrudan yönetici olmak istemektedir. “Bir masam ve dolgun maaşım olsun, şirket altıma bir araç versin, masamdan kalktığımda da araba ile iş takibi yapayım, direktifler vereyim, yönetim gücünü çalışanlara ve 3. kişilere hissettireyim” kanısı toplumda oldukça yaygındır. İnsanoğlu olarak bu şekilde düşünmesi normaldir çünkü ihtiyaçlarda kendi içerisinde hiyerarşik dilimlere ayrılır ve saygınlık görme ihtiyacı da önemli bir ihtiyaçtır. İşte tam bu noktada ihtiyaçtan bahsetmişken, kimi yönetici saygınlık ihtiyacını şirketin kendisine verdiği yetkileri kullanarak sağlarken, lider yöneticinin kurumsal yetkilere ihtiyacı yoktur. Liderler içerisinde bulunduğu işletme sisteminin kendisine çizdiği sınırlar içerisinde işini en iyi şekilde yapar ve müdür olarak tabir edilen yöneticiler kadar da bir iddiası yoktur. Yani buradan şu anlaşılmaktadır: lider de yönetici yani müdür de aynı işi yapar. Yalnızca yoğurt yeme tarzı farklıdır. Lider yeri geldiğinde inisiyatif kullanarak proaktif davranış sergiler ve olmaması gereken olayları olmadan önler. Müdür umumiyetle inisiyatif almaktan çekinir ve üstünden gelecek talimatı bekler. Lider, personeldir. Bunu hiçbir zaman unutmayarak, emrinde çalışanları anlar ve onların yanında yer alır. Müdür, personeli insan kaynağını bir maliyet unsuru olarak görür ve kendisini onlardan biri olarak görmez. Oysa geldiği yer tam da orasıdır.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, lider doğmak bir ayrıcalık olsa da günümüzde liderlik vasıflarının geliştirilmesi için birçok eğitim programı düzenlenmektedir. Bunlar beyhude çabalar değildir. Lider olunamasa dahi insan kaynağı, iş ve işlemler lider gibi yönetilebilir. Bu vasıfları öğrenmek ve uygulamak zaman isteyen durumlardır.

Toparlayacak olursak yöneticileri ikiye ayırabiliriz. Bunlar “müdürler ve liderler” dir. Müdürler planlama ve koordinasyon işi ile uğraşırlar. Liderler ise ilham verme ve motivasyonla…

1925-2014 yılları arasında yaşamış Amerikalı bilim insanı Warren Bennis “Lider Olma” isimli kitabında yönetici ile lider arasındaki farklar listesini şöyle oluşturmuştur:         

- Müdür yönetir, lider yenilik yapar,

- Müdür kopyadır, lider orijinaldir,

- Müdür sürdürür, lider geliştirir,

- Müdür sistemler ve yapı üzerinde durur; lider insanlar üzerinde durur,

- Müdürün kısa menzilli bakışı vardır; lider uzun menzilli bir perspektife sahiptir,

- Müdür “Nasıl?” ve “Ne zaman?” diye sorar, lider “Ne?” ve “Neden?” diye sorar,

- Müdürün gözü her zaman en alt sınırdadır, liderin gözü ise ufukta,

- Müdür taklit eder, lider işin kaynağıdır,

- Müdür işleri doğru yapar, lider ise doğru işleri yapar.

Görüldüğü üzere müdür ile lider her ne kadar aynı işi yapsalar da birçok hususta birbirinden ayrılmaktadır. Geçmişten günümüze başarılı olan insanların birçoğunda liderlik vasıfları vardır. Bu kimisinde fazla kimisinde ise diğerlerine göre daha az olabilir. Önemli olan niyettir. Lider kitleleri ardından sürüklerken amacı, tıpkı müdür gibi işletmesine en yüksek katma değeri sağlamaktır.

Başlığımızda “yumuşak karın” ifadesi kullanılmıştır. Bunun nedeni müdürün inisiyatif alarak işletmeyi olası zararlardan kurtarmaması ve liderin aksine gözünün hep dışarıda olmasıdır. Lider vasfına sahip olmayan müdürler, işletme ve personellerde sürekli olarak motivasyon kaybına neden olur. Bu açılardan bakıldığında istemeden de olsa işletmenin orta ve uzun vadeli yani stratejik amaçlarına aykırı hareketler içerisinde bulunur. Bu tarz durumlarda personel seçiminde ziyadesi ile dikkatli davranılması değerlendirilmektedir. Yani yazımızın başında da ifade ettiğimiz tahsil, yabancı dil ve benzeri özellikler tek başına yeterli değildir. Sebatlı, sadakat sahibi ve özellikle liderlik vasıfları olan iş görenlere fırsat verilmesinin işletmenin geleceği için daha sağlıklı olacağı düşünülmektedir.

Saygılarımla.

1 yorum yapılmış

  • Halilngun21 Kasım 2016 • 15:24

    Tesbitler doğru guzel yazı tebrikler.

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları