15/10/2019

ATATÜRK’E DİL UAZATMAK VATAN HAİNLİĞİDİR

Nilgün ÖZERDOĞAN

10 Kasım 2016

Cumhuriyet’imiz bize altın tepsiyle sunulmadı. Vatanımızın her karış toprağında binlerce şehit kanı var. Bazı televizyon kanallarına özellikle çıkarılan satılmış kalemler, Cumhuriyet’imize ve Ata’mıza inanılmaz hakaretler yapıyorlar. Birisi sırf Cumhuriyet’i ve Ata’mızı küçümsemek için “Cumhuriyet elitler tarafından kurulmuştur.” dedi. Genç gazeteci İsmail Saymaz ise “Tam aksine Cumhuriyet’i bu ülkenin yoksul ve yetim çocukları kurmuştur. Mustafa Kemal yetim bir çocuktur. İnönü yetim bir çocuktur.” diye çok güzel cevap verdi. Bunları duyunca biraz yüreğimize su serpiliyor.

     Ancak gün geçmiyor ki başka bir yalan ve iftira ile karşılaşmayalım. Türk Hava Yolları, uçaklarda yolculara muhalif oldukları için en çok satan gazeteleri vermiyor. Bunun yerine yandaş, yalancı, çok az satışı olan gazeteleri dağıtıyor. Atatürk’ün kurduğu THY, birkaç gün önce Diriliş Postası isimli gazeteyi dağıtmış. Bu gazetenin 6 Kasım 2016 tarihli manşetinde “Bir İngiliz Prangası Kemalizm” diye yazmış. Bu gazeteye göre, “İngiltere, Kemalist kadro eliyle Türkiye’de Müslüman kimliğini yok etmeye çalıştı. Harf devrimi ile Kur’an alfabesini ortadan kaldırıp yerine Latin alfabesini getiren Kemalist kadro, sekülerizmi pranga olarak bu milletin boynuna astı.” demiş. Okurken bile yüreğim daralıyor. Neyse ki yolcular isyan etmiş ve “Milli havayolumuz Atatürk’ü ve O’nun devrimlerine hakarete aracılık ediyor. Yazıklar olsun.” demişler. Çok da iyi etmişler.  

       Müslüman ülkelerin hali ortada, kan gövdeyi götürüyor. Atatürk olmasaydı, biz de aynen öyle olacaktık. Kendi halkları, Hristiyan olan ülkelere kaçarken yollarda telef oluyorlar. Çocuklara tecavüz ediyorlar, bunu da dinen uygun buluyorlar. Suudi Arabistan’ın kralları kendi ülkelerinde kadınları sokağa çıkarmazken, kadınları peçelerle gezdirirken, Dünya’nın en lüks yerlerinde tangalı üstsüz mankenlerle alem yapıyorlar. Hüseyin Üzmez din adına nutuklar atarken torunu yaşında küçük kıza tecavüz etmekten hapse girdi, bilirkişiler küçük kızı kendi isteği ile birlikte oldu diye rapor verdiler. Bizim diyanet bile kendi kızına şehvet duymanın nikahı bozmayacağını fetva kurulu raporu olarak yayınlayabildi.

      Cumhuriyet kurulurken bile Atatürk’e olmadık oyunlar oynayan bu yobazlar, Atatürk’ü seçimlerde Meclis’e sokmamak için seçim yasasını değiştirmek istiyorlar ve Meclis’e bir önerge vererek “1-Bundan böyle milletvekili adayının doğum yeri, Misak-ı milli sınırları içinde olsun. 2- Milletvekili adayı adaylığını koyduğu yerde en az beş senedir oturuyor olsun.” diyorlar.

      Tabi ki Ata’mız o cepheden o cepheye koşarken hiçbir yerde sürekli olarak oturamamıştı. Kendisini Meclis dışında tutmak isteyen milletvekillerine kürsüden şöyle sesleniyor:

       “Doğum yerim olan Selanik Misak-ı Milli sınırları dışında kalırken, devlet Selanik’i tek kurşun atmadan Yunan’a verirken, bu millet bilsin ki ben diğer bir Yurt köşesi Derne’de savaşıyordum… Hiçbir yerde beş yıl oturamadım, doğru. Otursaydım, o zaman Bingazi’de, Derne’de, Sina’da, Filistin’de olamazdım. Çanakkale’de, Kafkaslar’da, Sakarya’da olamazdım. Ama ben oralarda olamasaydım, bu efendilerin de doğum yerleri, Allah korusun, Misak-ı Milli sınırları dışında kalırdı…  Şimdi millete soruyor ve yanıtını milletten bekliyorum. Bu önergenin sahibi efendileri buraya gönderen millet onlar gibi mi düşünüyor?..”

     Atatürk bu olayı Nutuk’ta anlatıyor. Elbette ki millet böyle düşünmüyordu ve çuvallar dolusu telgraflarla olayı protesto ediyorlar. Halkın tepkileri üzerine önerge geri çekiliyor ve Ata’mız Ankara’nın Bala ilçesinden milletvekili seçiliyor ve Meclis’e giriyor, ardından da Cumhuriyet’imizi kuruyor.

      Cumhuriyet kurulduğu günden beri yer altında Cumhuriyet’i yıkmaya hep bu karanlık fikirli adamlar uğraşıp durdular. Kinleri hiç bitmedi. Ben bunu karanlıkla aydınlığın savaşı olarak görüyorum. Kazanmaları hiçbir zaman mümkün değil, ancak Atatürk’çülerin de artık bu rehaveti bırakıp, ülke için çok çalışmaları lazım. Zor kazanılan bu Cumhuriyet’i korumak herkesin vazgeçilmez görevi olmalıdır.

    Fethullah Gülen de din adına her türlü hırsızlığı, ahlaksızlığı yaptı. Üniversite ve memur sorularını çalarak, paraları, oyları çalarak yetim hakkı yedi. İftiralar atarak, kumpaslar kurarak her türlü yalan dolanla insanları işten attı, kendi adamlarını yerleştirdi. Her türlü pis işte eli olan FETÖ, cennet kokusu diyerek uyuşturucu ile tütsüler yapıp, çocukların beynini yıkadı. Hangi birini sayayım? Bütün bunlar din adına yapılırken, Cumhuriyet ve Atatürk’e her türlü hakaret ediliyordu. Aslında bunların tamamı Cumhuriyet’i yıkma projesiydi.  Ama önce Atatürk’ün fikirlerini yıkmak gerekiyordu ki, Cumhuriyet yıkılsın

      Çoğu insanın safiyane duygularla FETÖ çetesi içinde olduğunu düşünüyorum. Vatanı satacağız, vatanı böleceğiz, biz Amerika’nın uşağıyız,  dese peşinden kim giderdi? Dininin gerçekleri bilmeyen, hurafelerle yaşayan FETÖ’nün alt kademesindeki insanlar kendi dillerinde ibadet etmedikleri için bu yalanlara inandılar. Dün Fethullahçı olmak için yarışanlar, devletin tüm imkanlarını FETÖ’ye sunanlar, arkadan bıçaklandıklarını görünce neye uğradıklarını şaşırdılar. Daha bilmediğimiz o kadar çok şey var ki. Bunlar ortaya döküldükçe hayretler içinde kalıyoruz. Ancak bugün herkes, FETÖ’nün bir dış proje olduğunu biliyor. FETÖ’cüler, Atatürk’e saldırmanın bedelini şu anda çok ağır biçimde ödüyorlar. Ödemeliler de zaten.

      Atatürk’ü yok saymak nafile bir çabadır. Bunu yapanlar daima hüsrana uğrayacaklardır. Atatürk’ün fikirlerini yok etmeden, Cumhuriyet’i yıkamazsınız. Atatürk’ün fikirleri de bir ışıktır, aydınlıktır, gelecektir, Türk’ün dirilişidir. İş bu yüzden de Atatürk ölümsüzdür. Atatürk, sadece 10 Kasım’larda değil, her zaman kalbimizdedir.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları