23/07/2018

TÜKETİM DAVRANIŞLARIMIZIN DEĞİŞTİĞİ DÖNGÜ: “AİLE YAŞAM EĞRİSİ”

Dr. M. Arif TUNCER

Dr. M. Arif TUNCER
31 Ekim 2016

Sayın Okurlarımız,

Öncelikle tüm Ulusumuzun Cumhuriyet Bayramını en içten dileklerimle kutlarım. Bize müreffeh bir Ülkede yaşama fırsatı sunan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Kahraman Silah Arkadaşları olmak üzere, tüm Nurlanan Şehit ve Onurlanan Gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunarım. Büyük fedakârlıklar ile bizlerin rahat uyuması için canından geçen ve geçmeye devam eden yiğitler sayesinde bu yazıyı yazdığımın bilinci içerisinde olduğumu saygılarımla arz ederek, bugünkü yazıma başlıyorum.     

Köşemizin bugünkü konusu, hayatımızın değişik dönemlerindeki farklı davranış tarzlarımızı ortaya koymak üzere tasarlanmış bir yapı olan “Aile Yaşam Eğrisi” olacaktır. Bahsi geçen bu eğri aslında içerisinde, insan hayatına dair tüm ayrıntıları barındırmaktadır fakat bugünkü köşe yazımızda, işletme fonksiyonlarının en önemlilerinden olan “Pazarlama Fonksiyonu” açısından konuya değinilecek ve işletmelerimize çeşitli tavsiyelerde bulunulmaya çalışılacaktır.

Kısaca “Aile” kavramına değinerek yazımıza giriş yapacak olur isek ailenin, toplumları oluşturan çekirdek yapı olduğu söylenebilir. İnsanlar bir ailede dünyaya gelmekte, büyümekte, birer yetişkin olmakta ve genellikle de kendi ailesini kurarak toplumdaki yerini almaktadır. Aile yapıları ülkeden ülkeye, toplumdan topluma farklılık göstermektedir. Bu doğrultuda dünyanın neresine gidilirse gidilsin, farklı kültürel özellikler ve aile yapıları ile karşılaşılması söz konusu olacaktır.

Aile birçok bilim dalının ana inceleme hususlarından bir tanesidir. Bilim, insanı anlamaya çalışır ve bu çabanın merkezinde de aile yer almalıdır. Sosyoloji, Halk Bilimi, Psikoloji, Tıp Bilimleri ve İktisadi ve İdari Bilimler aileyi, en önemli inceleme konularından biri olarak kabul etmişlerdir. Örneğin “Pazarlama Bilimi” ele alınacak olursa, bir ticari işletme, hitap edeceği pazarı belirlerken, faaliyet alanındaki aile yapıları, ticari işletmelerin çıkış noktasını teşkil edecektir.

Toplumsal yapılar analiz edildiğinde, her yapının farklı kültürlere sahip ailelerden, bu ailelerin ise içerisinde yetişen bireylerden meydana geldiği görülmektedir. Bunu bir genelleme olarak söylemek mümkündür.

Bireyler büyük çoğunlukla ailelerinin düşüncelerini benimseyerek toplumsal yaşama katılmaktadır. Almış oldukları birçok kararda ailelerinin tercihleri neredeyse kendi tercihlerinin önüne geçmektedir. Örneğin hangi ilkokula gideceğimizle başlayan bir süreç, ne tür kıyafetlerle büyüyeceğimizle ilgili olarak devam etmektedir. Çalacağımız müzik aleti ailemizin onayından geçmelidir. Hangi spor dalı ile ilgileneceğimize de kimi zaman ailemiz karar vermektedir. Üniversitede bölüm tercihleri ile devam eden süreç, iş yaşamına atılırken de aynı etkide kendisini bizlere hissettirmektedir.

Birçok farklı bilim dalı tarafından, uzun yıllardır masaya yatırılan ve çok geniş bir perspektifte incelenen aile kavramı ile ilgili halen gün yüzüne çıkmamış birçok gizem bulunmaktadır. Tüm bu gizemleri çözmek için ailenin ne demek olduğu, çeşitleri ve çeşitlerin toplumdan topluma farklılık gösteren özellikleri ciddi bir biçimde ele alınmalıdır. Aileler de bireyler gibi birer canlı organizmadır. Onun da bir hayat seyri vardır. Tıpkı bireyler gibi doğar, yaşar ve ölürler. Bu durumu en iyi analiz eden yaklaşım “Aile Yaşam Eğrisi” yaklaşımıdır.

Yine pazarlama bilimi açısından incelendiğinde ailenin, bireyler ve onların satın alma kararları ile sergiledikleri tüketici davranışları üzerinde ciddi bir etkisinin olduğu görülmektedir. Aile yaşam eğrisi vasıtasıyla dönemsel olarak ailelerin geçirdiği evreler gözlemlenir. Aile ve bireylerin her evrede farklı ihtiyaçlara gereksinim duydukları ve farklı fayda düzeylerini arzuladıkları görülmektedir. 

Aile çeşitleri, kültürel farklılıklar ile doğru orantılı olarak çok fazladır. Bunlardan bazıları; “ana ailesi, bölünmez asaba, ataerkil aile, baba ailesi, büyük aile, küçük (çekirdek) aile, tek eşlilik, çok eşlilik”tir. 

Bireylerin yaşamları izlendiğinde, özellikle toplumumuzda genellikle belirli bir yaşam dönemine kadarki bakıma ihtiyaç duydukları zamanlarda ailelerinin yanında yaşadıkları gözlenmektedir. Sonrasında, eğitim hayatının ardından evlenmekte ve çocuk sahibi olmaktadırlar. Çocuklar evden ayrıldığında ise ebeveynler için yaşlılık dönemi başlamaktadır. Sonrasında eşlerden birisi daha vefat etmekte ve katlanan yalnızlıkla birlikte diğer eş de hayata gözlerini yummaktadır. Her ne kadar duygusal bir anlatım tarzı olarak da karşımıza çıksa, insan doğası gereği olan budur.

Geleneksel aile yaşam eğrisi 5 ana evreden meydana gelmektedir; “Genç bekâr evresi, genç çocuksuz evli evresi, çocuklu genç evli evresi, yaşlı evli evresi ve çözülme evresi”.

Genç bekâr evresinde bireyler sorumluluk duygusundan biraz daha uzak olmaktadır. Ev dışı faaliyetler, spor, moda eşyalar, elbiseler, eğlenme ve dinlenme harcamaları yoğunluktadır. Aileleri ile aynı evi paylaşıp – paylaşmamaları çok fazla önem arz etmemektedir. Ebeveynlerin desteği her zaman bireyin üzerinde olmaktadır. Bu dönemde çoğunlukla birey, kendi ayakları üzerinde durduğu hissine kapılmakta ve kendini hayata hazırlamaktadır. Eğitim hayatı çoğunlukla devam etmektedir. Eğer eğitim görmeyi tercih etmediyse çalışma hayatına adım atmaktadır. Genellikle istek ve ihtiyaçları, gelir seviyesinin karşılayabileceğinden daha büyük olmaktadır. Kredi kartı kullanımının yaygın olduğu toplumlarda, özellikle bu bireyler bir türlü borçtan kurtulamamaktadır.

Balayı olarak da nitelenebilecek genç evli çocuksuz dönemi, çocuk doğmadan önceki ilk seneleri tanımlamaktadır. Genç evli çocuksuz evresinde çiftler hayatlarını yeni birleştirmişlerdir. Henüz bir bebekleri dünyaya gelmemiştir. Günümüzde eşler genellikle çalışmaktadır. Artan ihtiyaçlar ve kısıtlı imkânlar, gelirin daha üst düzeyde olmasını gerekli kılmaktadır. Kadının iş ve sosyal hayattaki rolü eskisi ile kıyaslanamayacak kadar aktif bir hal almıştır. Artık evin hanımı da çalışmak zorundadır. Yeni bir ev kurulduğundan dolayı harcamaların yoğun olması muhtemeldir. Ödemeler tamamlanana ve borçlar azalana ya da yok olana dek daha mütevazı bir hayat yaşamayı tercih etmektedirler.

İlk çocuğun dünyaya gelmesi ile birlikte aile yaşam eğrisinin en uzun aralığı yani çocuklu genç evli başlamış olur. Artık yeni sorumluluklar ve farklı ihtiyaçlar söz konusu olmaya başlamaktadır. Toplumda en baskın görülen aile yapısıdır. Baskın aile yaşam tarzı çocuklar ve okul etkinlikleri etrafında döner. Ancak baba veya annenin kariyerindeki bazı değişimler, zaman zaman bu gidişatı sekteye uğratabilmektedir. Bu dönemin uzunluğu asgari yirmi yıl olmakla birlikte çocuk sayısındaki muhtemel bir artışla doğru orantılı olarak bu sayı da artmaktadır. Bu evreye geçildiğinde aile daha büyük bir evde yaşama ihtiyacı hissetmeye başlamaktadır. Tüketim kalıpları yoğun biçimde değişmektedir. Bu kalıpların içerisine bebek maması, temizlik ürünleri, kreş aidatı, okul kayıt masrafları, özel ders ücretleri, yaz okulu ücretleri, dershane ücretleri, vb. birçok farklı masraf kalemi de dâhil olmaktadır.

Yaşlı evlilik evresinde, çocuklar işe girme, evlenme, vb. çeşitli sebeplerle evden ayrılmıştır. Evli çiftler yeniden genç evli çocuksuz evresinde olduğu gibi özgür bir hayat yaşamaya başlamışlardır. Çocukların sorumluluğu ailenin omuzlarından kalktığı için eve maddi anlamda bir refah hâkim olmuştur. Geçmişte tasarruflu harcama yapan ve sağlıklı bir biçimde emekli olan bireyler, çalışırken gerçekleştiremedikleri seyahat, eğlence gibi olgulara nihayet yönelebilecektir.

Sağlıkları ile ilgili yatırımlar ve tedaviler araştırırlar çünkü yaşları artık ilerlemiş bulunmaktadır. Termal kaplıcalara, sağlık turizminin yoğun olarak yaşandığı bölgelere gitmeye başlamaktadırlar. Yeni bir araba satın alma eğilimleri bulunmaktadır. Çocukları evden ayrıldığından dolayı daha küçük bir eve geçme eğilimi, bu dönem bireyleri için söz konusu olmaktadır. 

Eşlerden bir tanesi vefat ettiğinde otomatik olarak aile çözülme evresi başlamış olacaktır. Geride kalan eş artık dünyada yalnızdır. Her ne kadar kültürden kültüre ya da toplumdan topluma değişiklik gösterse de, genellikle evlatlarıyla daha fazla görüşmeye, onların yardımına ihtiyaç duymaya ve hatta onlarla birlikte yaşamaya başlamaktadırlar.

Yalnız kalan birey çalışma hayatına devam ediyor ise, maddi anlamda eski hayatına eş değer bir hayat yaşamaya devam edebilecektir. Eğer emekli olduysa, gelirinde ciddi bir düşüş söz konusu olabilecektir. Bu süreçten itibaren gider kalemleri genellikle, sağlık, beslenme, barınma gibi fizyolojik ihtiyaçlar üzerine olacaktır. Bireyler bu evrede genellikle kendileri ile aynı durumdaki insanlarla yakınlaşır, onlarla arkadaşlık ederler.

Kendine bakamayacak durumda ve bakacak kimsesi de olmayan bireyler, yaşlı bakımevlerine yerleşmektedirler. Sağlıklı olan bazı bireyler ise tekrar evlenerek aile yaşam eğrisini yeniden başlatmaktadırlar.

Sonuç olarak aile, tüketici davranışları ve pazarlama açısından çok önemlidir. Ticari işletmeler, başarılı olmak için bu kavramla yakından ilgilenmelidir. Bunun nedeni ise her geçen gün artan rekabet koşullarıdır. Bu zorlu koşullarda rakipleri karşısında pazar payını muhafaza etmek ve artırmak için aile yaşam eğrisinin farklı dönemlerinde müşterinin ne istediğini iyi anlamak zorundadır ve aileye yani aile yaşam eğrisine daha fazla odaklanılması beraberinde başarıyı getirecektir. Genç ve bekâr bir insan ile evli ve yaşlı bir insanın ihtiyaçlarının birbirinden belirli ölçüde farklı olması doğaldır. İşletmeler tüm tüketiciler için aynı ürün karmasını hayata geçirirse başarısız olması kaçınılmazdır.   

Saygılarımla.  

1 yorum yapılmış

  • HalukDadelen31 Ekim 2016 • 16:17

    Sayın Dr Mehmet Arif Tuncer bey memleketimizin yetiştirmiş olduğu vatansever,milliyetçi ve en önemlisi mesleğinin bilincinde olan değerli bir yazardır.Azmi ile tüm olumsuzluklara rağmen başarıyı yakalamış ve tek düşüncesi vatanıma,milletime fayda sağlamak olan değerli kardeşime yeni köşesinde başarılar diliyorum.

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları