18/08/2019

BOLU’NUN ÇEHRESİ DEĞİŞİYOR – 4

Nilgün ÖZERDOĞAN

5 Ekim 2016

        Geçen haftadan devam ediyorum.

        …/.

        Bebek Meyve Bahçesi’ni gezdikten sonra topluca Bolu Belediyesi’nin otopark üstüne yapılan Spor Merkezi’ne gittik. Buraya Alaattin Bey de geldi ve Bolu’da yapılan çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Projeleri slaytlar eşliğinde anlattı. Şu anda Bolu’da yapılacak o kadar proje var ki, bunlar biterse Bolu tanınmaz hale gelecek.

       Alaattin Bey, önce Karadere Sularının 3.600 metrelik bir tünelle Salıbeyler’deki arıtma tesisine getirileceğini,  tünelin hem çıkış, hem de giriş noktasından çalışmalara başlandığını ve 600 metrelik kısmının bittiğini söyledi. Tünel tamamlandığında yaklaşık 1,5 yıl sonra musluklarımızdan bu su akmaya başlayacakmış. Başkan, Karadere sularını, içinde mercan balıklarının yaşadığı mükemmel bir su olarak tanımladı.

       Mercan balığı ise tam bir şifa kaynağı. Üzerinde kırmızı noktaları olan bu balık hem çok lezzetli, hem de bir çok hastalığa iyi geldiği biliniyor. Belki hatırlayanlarınız vardır, rahmetli Dr. Sedat Turgay, hastalarının ağrıyan yerlerine bu balıklardan sürer ve sarardı. Aradan birkaç gün geçince balık tamamen eriyor ve ağrıyı kesiyormuş. Mercan balığını şifa olsun diye çiğ ve bütün olarak yutanların olduğunu bile duymuştum. Eskiden mercan balığını arada bir görebiliyorduk. Soğuk ve temiz sularda yaşayan bu balığın da ne yazık ki neslini tükettik. Anneannem, Bolu’daki derelerde kocaman kocaman balıkların yaşadığını, sadece yiyecek kadar balık tuttuklarını söylerdi. Şimdi ne acı ki, çevre kirliliği bir yandan, bilinçsiz avlanma bir yandan her şeyin neslini kurutmuş bulunuyoruz. Bir önlem alan, çare üreten de yok.

       Başkanımız D-100 Karayolu’nun güneye alınacağını, eski yolun Burda 14 AVM’den başlayarak Jandarma’ya kadar Yeşil Yol olacağını, bu yolun da trafiğe kapatılarak ağaçlarla ve çiçeklerle süslenerek 9 Km.lik yürüyüş yolları yapılacağını söyledi. Bize gösterilen proje mükemmel görünüyor, bittiği zaman gerçekten burası Bolu’nun en güzel caddesi olacak.

      Bugün hangi şehre gitseniz çevre yolu var, hatta ilçelerde bile çevre yolu var. Artık şehir içinden geçen anayol kalmadı gibi bir şey. Uzun yolculuk yaparken şehirlerin yoğun trafiğine girmeden, ışıklarda beklemeden kolayca şehrin çevresinden geçilebiliyor. Bence Bolu bu konuda çok geç kaldı. Kamyonlar, otobüsler şehrin trafiğini alt üst ediyorlar ve trafik yoğunluğu yaratıyorlar.

      Bolu Sanayi Sitesi’nin bir an önce taşınması gerektiğini, yerine de konutların, işyerlerinin, ışık ve su görsellerinin yapılacağı küçük göletlerin oluşturulacağını anlattı Alaattin Bey. Kuruçay Deresi’nin ıslah edileceğini, revize edilen Kuruçay Deresi üzerine de uzun havuzlar yapılacağını, havuzların üzerine de süslü köprüler konacağını söyledi. Kuruçay ile Sanayi Sitesi Projeleri ve D-100’e yapılacak Yeşil Yol Projesi’nin bir bütün olarak ele alındığını, proje tamamlandığında ortaya çok modern yeşil alanların çıkacağını söyledi. Yapılan projeler, peyzaj çalışmaları ile masal şehirler gibi olmuş. Hepimiz bu görselleri çok beğendik, Başkan’ımıza bir an önce bitmesi dileğimizi ilettik.  

     Yalnız beni düşündüren D-100 Karayolu trafiğe kapanınca şehir içi trafik yoğunluğu nasıl giderilecek? Özellikle akşam iş saati çıkışında şehir trafiği Arap saçına dönüyor. Sokak aralarındaki dar ve tek şerit yollarda çok bekliyoruz.  Alternatif yolların mutlaka yapılması lazım. Zamanında da yollar yapılırken hiç düşünülmemiş. Bolu dışından gelenlere, bir yere gitmek için yol sorduklarında inanın nasıl gideceklerini tarif edemiyorum. Çoğu zaman, “Siz orda bekleyin, ben sizi almaya geleyim.” diyorum.  

      Bolu’muzun turizmde daha çok gidecek yolu var, ama yavaş yavaş yükselmeye başladı. Özellikle Abant ve Gölcük bir marka haline geldi ve hafta sonları çok dolu oluyor. Alaattin Bey, Gölcük ile ilgili çalışmaları ve projeleri bilgisayardan gösterdi. Gölcük’e araçla gitmek yasaklanıyor, Gazelle Otel’le Termal Otel’in arkasından geliş gidiş olmak üzere hem teleferik, hem de dağ kızağı ile hat çekilecekmiş. Bundan amaç Gölcük’ü koruma altına almak ve araç trafiğini engellemek. Özellikle Pazar günleri izdiham olduğu için araç park edecek yer kalmıyor.

      Daha önce Gölcük’te çay içilecek bile bir yer yoktu. Bolu dışından gelen misafirler hiçbir şey yiyip içemeden dönmek zorunda kalıyorlardı. Bunu hep eleştiriyorduk. Şimdi Bolu’lu işadamlarının işlettiği hem restoran, hem kafeler var. Çok da verimli ve güzel bir şekilde işletiyorlar. Daha önce Gölcük’ün yanındaki tesisi ihale ile dışarıdan gelenler alıyor, daha sonra da işletemeyince de kaçıp gidiyorlardı.

       Alaattin Bey, Taşhan’ın turizme kazandırılması için Yukarı Çarşı’yı da içine alacak şekilde bir çalışma yaptıklarını söyledi. Taşhan çok değerli bir tarihi eser, içine otantik kafeler ve işyerleri açılabilir. Başka şehirlerde gördüm, Taşhan’a benzer tarihi yerleri restore etmişler, içinde çok güzel çay, kahve içilen mekanlar var. Ayrıca yeni Belediye binasının yapımı için eski yerlerin yıkıldığını, yakında temellerinin atılacağını ve tüm belediye birimlerinin buraya taşınacağını anlattı. Trafiğe kapatılan  İzzet Baysal Caddesi’nde bozulan yolların yeniden yapılacağını söyledi.

      Gerçekten de çok emekler verilerek yapılan İzzet Baysal Caddesinde yollar çok bozuk. Kadınlar topuklu ayakkabılarla yürüyemiyorlar. Yoldaki eğriliklerden benim de kaç defa ayağım burkuldu. İki hafta önce bir tanıdığım bu yollar yüzünden düşmüş, eli yüzü mosmor olmuş.  Bir an önce bu yolların yapılması lazım. Yol kenarlarına ve iş yerlerinin önüne yapılan parke taşları hiç bozulmadı, yollar bunlarla döşenebilir.

      Bolu’da yapılan güzel işlerden biri de Sultan Hamam’ın turizme kazandırılması. Sultan Hamam ve çevresi harabe gibiyken bugün çok şık bir hamam oldu. Bir tarihi eserimiz daha kurtuldu. Alaattin Bey hanımlara, “Bu hamama 50 yaşında gireceksiniz, 25 yaşında çıkacaksınız.” diye takılıyordu. Hamama girince 25 yaş gençleşiliyor mu bilmiyorum, ama gerçekten Sultan Hamam bir harika olmuş, herkese tavsiye ediyorum. Bir de Sultan Hamam’ın çevresinde eski tarihi Türk evleri var. Bunlar onarılsa veya bu bölgeye böyle evler yapılsa çok güzel olur. Yahut da Bolu’nun bir bölgesi sadece Tarihi Türk evleri tarzında yapılabilir.

     Son olarak, Bolu Dağı’nda et mangal yapan esnafların dileklerini yetkililere iletmek istiyorum. Bolu Dağı’ndaki manzara ve doğal güzellikler başka hiçbir yerde yok. Bolu Dağı bir marka haline geldi. Esnaflar Bolu Dağı’nın ışıklandırılmasını yıllardır talep ettiklerini, söz verildiği halde hiçbir sonuç elde edemediklerini belirttiler. Zaten Bolu Dağı esnafını Highway yapılırken “Size buradan yer vereceğiz.” diye kandırdılar, sonra da hiç birini Highway’e sokmadılar. Hiç olmazsa Bolu Dağı ışıklandırılırsa mağduriyetlerinin bir kısmı giderilebilir.

     Bize bu güzel çalışmalar hakkında bilgiler veren Ayşe Hanım’a ve Bolu’nun çehresini değiştirmek için bu kadar güzel projeler yapan ve bize bunları tanıtan Belediye Başkanımız Alaattin Yılmaz Bey’e teşekkür ediyorum.    

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları