18/08/2019

BOLU’NUN ÇEHRESİ DEĞİŞİYOR -1

Nilgün ÖZERDOĞAN

Nilgün ÖZERDOĞAN
7 Eylül 2016

                  

       Bolu, Ankara İstanbul gibi iki büyük şehrin arasında olmasına rağmen bugüne kadar gerekli gelişmeyi sağlayamadı. Oysa Bolu, Dünya’nın en güzel doğasına sahip bir bölge. Eskiden Bolu’dan söz ederken hep Yeşil Bolu derlerdi. Gerçekten de Bolu’da yeşilin her tonunu bulmak mümkün. Bolu’nun kendine özgü öyle özel bitki örtüsü var ki, endemik bitkiler dediğimiz bu bitkilerin bir başka örneği, başka bir yerde bulunmuyor. Bunların korunması ve gelecek nesillere aktarılması şart.

      Biz bu güzelliklerin tamamının farkında mıyız ve ne kadar değerli bir yerde yaşadığımızı biliyor muyuz? Bolu’da tarih var, göller var, yaylalar var. Ulaşım deseniz çok kolay, Avrupa’yı Asya’ya bağlayan otoyol Bolu’dan geçiyor. Eskiden de İpek Yolu Bolu’dan geçiyormuş.

      Neredeyse her yerden tarihi eser fışkırıyor. Nereyi kazsan bir tarihi esere rastlıyorsunuz. Şehir merkezinde bile tarihi eserler çok fazla var. Gerede Caddesi’nde yol genişletme sırasında tiyatro çıktı, halen bir düzenleme yapılmadı, aynen duruyor. Tabaklar Mahallesi Şeref Sokak’ta şimdiki Arba Kız Öğrenci yurdunun altından eski mezarlar çıktı. Sarıcalar Köyü’nde bir çok tarihi kalıntılar var. Seben yaylalarında eski kilise kalıntıları bulunuyor. Daha bilmediğimiz kim bilir ne kadar eser yer altında beliyor?

       Göynük ve Mudurnu’da eski tarihi Türk evleri paha biçilmez. Safranbolu ve Beypazarı bu tarihi Türk evleri ile tanındılar ve turizmden müthiş paralar kazanıyorlar. Safranbolu Dünya Kültür Mirası içinde yer aldığı için dış ülkelerden bile turist geliyor. Ne zaman Safranbolu’ya gitsem Kore’li ve Japon turiste rastlıyorum.

      Geçen hafta Bolu Belediye Başkanımız Alaattin Yılmaz Bey, Bolu Ticaret ve Sanayi Odası Genç Girişimciler ile Kadın Girişimciler İcra Kurulu üyelerini bir minübüsle, şehrimizde yapılan yatırımları gezdirdi. Bu yatırımlar hakkında da kendisi bizzat projeleri de slaytlarla göstererek bilgiler verdi. Daha önce de, yanılmıyorsam iki yıl önceydi, yine böyle bizi gezdirmiş ve Bolu için yapılan çalışmaları anlatmıştı. Bu sefer Bolu için yapılan çalışmaların ne kadar ilerlemiş olduğunu ve Bolu’nun daha da güzelleşmesi yolunda atılan adımları ve projeleri görünce, Bolu adına çok sevindim. İlimiz, bu çalışmalar tamamlandığında Türkiye, hatta Dünya çapında üne kavuşabilir. İnsanlarımızın da turizm sayesinde refahı artar. Alaattin Bey her zaman Bolu’nun yaşanabilir şehirlerarasında ilk sıralara çıkması için çok çalıştığını ifade ediyor.

     Bugün gelişmiş illere baktığımızda da, o şehri yönetenlerin ufuklarının ve yaptığı yatırımların şehirleri ne kadar geliştirdiğini ve güzelleştirdiğini görüyoruz. Örneğin Eskişehir, Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in çalışmaları ile eskiye göre inanılmaz değişmiş ve güzelleşmiş. Eskişehir’e gidenler anlata anlata bitiremiyor. Artık Eskişehir’e otobüslerle turistik turlar düzenleniyor. Bolu’nun doğası Eskişehir’den kaç kat güzel, Bolu’ya da böyle turlar gelmeli. Gerçi yavaş yavaş Bolu’ya, Mudurnu’ya ve Göynük’e yerli turistler gelmeye başladı. Ama kesinlikle yeterli değil. Bu sayılar kat kat artmalı. Bundan herkes kazanır.  

     Gezimiz süresince Basın Yayın Sorumlusu Ayşe Atılgan, bizi çalışmalar hakkında bilgilendirdi. Ayşe Hanım bu iş için biçilmiş kaftan, güzel ses tonuyla, düzgün hitabıyla, verdiği bilgilerle hepimizden tam not aldı. Bu arada Ayşe Hanım’ın iki yıl önce Ağustos 2014 yılında Yolcu isimli bir şiir kitabının yayınlandığını söylemeliyim. İçinde çok güzel şiirler var, Ayşe Hanım’ı kitabı için tebrik ediyorum, bu başarılı çalışmalarının devamını diliyorum. Ayşe Hanım’ın bir özelliği de benim gibi bir hayvan sever. Özellikle kedileri çok seviyor ve sokak hayvanları ilgili çalışmaları da var.  

     Gezimize Bolu Kent Müzesi’ni gezerek başladık. Kent Müzesi D-100 Karayolu üzerinde. Eski Tekel Binası’nın olduğu binayı müze olarak düzenlemişler. Daha önce de ilk kent müzesi olarak düzenlendiğinde burayı gezmiştim,  o zaman çok az eşya vardı. Şimdi epey eski eşya toplamışlar, içinde çok daha fazla eski eser ve eski eşyalar var. Halen de kıyıda köşede kalmış eski eşyaları toplamaya devam ediyorlar.

       Ayşe Hanım bu müzede çok değerli eserler olduğunu söyledi ve “Akşemsettin Hz.lerinin oğlu Hamdi Çelebi’nin yazdığı Yusuf ile Züleyha’nın Divanını İstanbul’da bir sahafta bulduk. 450 yıllık bu eser müzemizde bulunuyor. Hamdi Çelebi’nin geçimini bu divan ile sağladığı rivayet ediliyor. Ayrıca Çerkez Ethem’in gizli yazışmaları-mektupları burada. Bu mektuplar İsyan Günlerinde Bolu isimli kitapta toplandı. Akşemsettin Hz.nin tıp alanında yazdığı “Fit” isimli kitabın CD’si mevcut. Aslı Süleymaniye kütüphanesinde. Köroğlu ile Türkiye’de bir numarayız, kitaplar, afişler anlamında. Kısaca kentin hafızasını oluşturmaya çalışıyoruz.” dedi.

     Kent Müzesi’nin düşünülmesi ve Bolu’ya kazandırılması çok olumlu ve güzel. Ancak bu bina müze için uygun değil. Son derece dik merdivenlerle üç kat çıkılıyor. Her katta eserler var, ancak odalara çok dar koridorlardan giriliyor, koridorlarda iki kişi yan yana yürüyemiyor. Eski eşyalar üst üste ve yeterli koruma yok. Eşyaların çoğu yerlerde duruyor. Eski müzik aletleri, eski giysiler, eski daktilolar, hesap makineleri, eskiden kullanılan mutfak eşyaları gibi çok sayıda eser var. Ben bazılarının çocukluğumda kullanıldığını bilmeme rağmen, bu eşyaları görünce çok hoşuma gitti. Bunların gelecek nesillere aktarılması lazım. Çoğu eşyanın kimden alındığı, ne zaman kullanıldığı bilinmiyor, üzerlerinde hiçbir not yok. Ayrıca bu eşyaların ne olduğu ve kullanım yerleri ile ilgili olarak da kısa bilgilere yer verilmeli.  Bunlar temizlenip cam bölmelerde saklansa çok daha şık olur. Bence Başkanımız Alaattin Bey Bolu’ya bir de müze binası kazandırmalı. Şöyle düz ayak, şık, geniş ve ferah bir müze binası olmalı. Böyle olursa sanırım ülkemizin sayılı müzelerinden biri olur.

      …/.

      Haftaya devam edeceğim.

1 yorum yapılmış

  • FatmaDoan7 Eylül 2016 • 23:18

    Bolu doğal ve kültürel güzellik ve özellikleri ile güzel kentlerimizden birisidir.Ama maalef hızla betonlaştığını ve o güzel Bolu^muzun ve her yerde rastlanan klasik mimarilerin yer aldığını ve kent kimliğinin hızla yok olduğunu görmekteyiz. tarihin ve doğal güzelliklerin korunmadığını görmekte ve pahalı bitki türleri ile meydan düzenlemeleri ile şehircilk olduğu görüşünde değilim.Bir kere Kent içi trafiği nereden araç çıkacağı belli olmayacak bir

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları