15/10/2019

ATATÜRK İLKELERİNDEN VAZGEÇMENİN BEDELİ BUDUR

Nilgün ÖZERDOĞAN

Nilgün ÖZERDOĞAN
20 Temmuz 2016

         

           İki ayyaş deyip aşağıladığınız, Atatürk ve İnönü Osmanlı’nın küllerinden bugünkü Türkiye’yi yarattılar. Ülkemiz Atatürk’ün önderliğinde Cumhuriyet kurulduktan sonra ilk on yılda göz kamaştırıcı atılımlar yapmışlar ve buradan gururumuz “10.Yıl Marşı” bestelenmiştir.

           Bu Marşımızı bile hazmedemeyen, üstelik de Milli Eğitim Müdürü olan zat, bu güzel marşımızı yasaklatmıştır.

            Dünya’da bir yıldız gibi doğan ve tüm mazlum milletlere örnek olan Cumhuriyetimizde yeni yeni atılımlar yapılırken, Cumhuriyet kurulduğu günden beri yer altına çekilen yobazlar boş durmamışlardır. Menemen’de, aynen bugün IŞİD’in yaptığı gibi Kubilay’ın başını kesmişler ve sokak sokak dolaştırarak “Şeriat isteriz.” diye bağırmışlardır.

            Sürekli olarak din tüccarları ülkemizin başına musallat olmuş ve sinsi sinsi şeriat planlarını uygulamaya çalışmışlardır. Bugün şeriatla yönetilen Arap ülkelerine bakın. Kan gövdeyi götürüyor, bombalar patlıyor, masum çocuklar, yaşlılar ve kadınlar ölüyor. Bu ülkelerin halkı çaresiz bir şekilde Hristiyan dedikleri ülkelere kaçmaya çalışıyor ve denizlerde telef oluyorlar. Bu ülkelerde hiç kimse bunların nedenini araştırmıyor, Arap Şeyhleri ise lüks yatlarda 10-15 tane tangalı mankenlerle alem yapıyorlar. Dünya’ya o kadar kapalılar ki, zavallı halklarının bunlardan haberi bile yok.

            Biz şimdi bir Fethullah Gülen belası ile uğraşıyoruz. Bu adamlar kırk yıldır gizli gizli yer altında kimseye sezdirmeden ve her partiye sızarak sinsi sinsi çalışıyorlardı. Biz bunu yıllardır söylüyoruz, konuşuyoruz. Devlet içindeki hakimiyetlerini de son 14 yılda tamamladılar. Ne istedilerse verdiler, bizim vergilerimizle oluşan devletin bütün imkanlarını hiç kimseye sormadan sundular. Kendi yandaşları ile Ergenekon ve Kumpas davalarını uydurarak Tük Silahlı Kuvvetlerimizin vatansever, Atatürk’çü evlatlarını hapislere attılar. Üzüntüden intihar eden, kanser olan nice pırıl pırıl subayımız bunlar yüzünden heba oldu. Üstelik de, Türkiye bağırsaklarını temizliyor, ben bu davanın savcısıyım, gözbebeğimiz Türk Silahlı Kuvvetlerimizi kastederek, iyi ki bunlarla savaşa girmemişiz, diyebildiler. Şimdi acaba bu söylediklerinden yüzleri kızarıyor mu? Tarih bunları not ediyor, gelecekte torunlarımız bu hainlikleri bir bir okuyacak.

           Daha aradan çok zaman geçmedi, bundan 2,5 yıl önce 17-25 Aralık 2013 tarihine kadar adeta tüm yetkililer Fethullah Hoca Efendimiz diyerek hizmet etmekte yarış yapıyorlardı. Sohbetlere herkesi davet ederek para topluyorlardı. Bunların yardımıyla abi, abla evleri çığ gibi büyümüştü. Fakir ve zeki çocukları ele geçiriyor, dini kullanarak beyinlerini yıkıyor, kendi kitaplarını okutuyor, kendi televizyonlarını seyrettiriyor, kendi aralarında evlendiriyorlardı. Dinden beslenen bu hırsızlar KPSS sorularını çalıyor, devlete kendi adamlarını yerleştiriyorlardı. Yine üniversiteye giriş sorularını çalıyor, kendi yetiştirdikleri öğrencileri yerleştiriyorlardı. Bu beyni yıkanmış, dinle uyuşturulmuş beyinler, en üst düzeyde bile olsa, imam dedikleri çaycıdan bile talimat alabiliyorlar. Dinden bahseden dışa karşı söyledikleri başka, içlerindeki emelleri başka insanlar, ele geçirdikleri bu çocukları aileleri ile bile görüştürmüyorlardı. Bu gariban ve akıllı Anadolu çocukları düşünme yeteneklerini kaybettikleri için biat kültürüyle ne söylense yapıyorlardı.

           Böyle böyle iktidarın da yardımıyla gördüğünüz gibi tüm Türkiye’yi adeta ele geçirmişler. Ne yazık ki ülkemizi yönetenler hiç kimsenin eleştirisine tahammül edemedikleri için hiçbir öneriye kulak asmadı. Onların da referansı ve halkı kandırmak için kullandıkları öğe din. Bu olanlardan çok üzgünüz ve yıllardır söylediklerimizde haklı çıktık. Keşke haklı çıkmasaydık da bunlar hiç olmasaydı. Son 14 yıla kadar Yüksek Askeri Şura Kararlarında bunlar temizleniyor ve ordudan atılıyordu. Şimdi görüyoruz ki ele geçirmedikleri ne TSK, ne Emniyet, ne adliye, ne de başka bir kurum kalmış. Kırk yıldan fazladır “Sızıntı” adıyla dergi çıkarıyorlar. Buradan bile nasıl her yere sızdıkları belli. FETÖ televizyonlardan “Son ana kadar, yani her şeyi ele geçirinceye kadar kendiniz belli etmeyeceksiniz.” diye talimatlar veriyordu.

       Bu olaylarda içimizi acıtan çok olay oldu. Bir adı gel, bir adı git olan erlere yapılanları görünce kahroldum. Bunlar bizim çocuklarımız, ne olduğunun farkında bile değiller. Gezi olaylarında gördüğümüz o güruh tekbirlerle döve döve, aynen IŞİD’in yaptığı gibi boğazını keserek 20 yaşındaki çocukları öldürdüler. Bir de sayıyorlar  “Dört tanesi öldü, sıra beşincide.” Burası Uganda mı, Somali mi? Hani biz hukuk devletiydik? Hızla 3.dünya ülkesi olma yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam ediyoruz. Bu gidişle de 2023 de selalar, aynen bu isimdeki kitapta yazıldığı gibi Cumhuriyet’in sonu için verilecek.

       Bu olaylarda bir polisin, askeri tanktan kucaklayarak çıkarması çok duygulandırıcı bir olaydı. Bu tabloyu gören herkes eminim gözyaşlarını tutamadı.

        Palyaço kılıklı bir valininse askerlere hakareti televizyonlarda defalarca verildi. Bu cinayet şebekelerinin darbe girişimi asla tasvip edilemez. Ancak Türk Silahlı Kuvvetlerimizi aşağılayacak görüntülere kesinlikle izin verilmemelidir. Bazı askerlerimizin suçlu suçsuz demeden ahırlarda elleri bağlanarak yatırılması kabul edilemez. Suçlular hukuk önünde hesap vermelidir. Böyle zor günlerde biz medeni bir ülke olarak bu manzaralara şahit olmamalıyız, bize yakışan budur. Türk askeri de, Türk polisi de bizim canımızdır. Biz onların sayesinde evlerimizde huzurla oturabiliyoruz, işyerlerimizde çalışabiliyoruz.

         Laiklik ve Atatürk’ün gösterdiği yol, o kadar önemli ki. Bu kurallara uysak bunların hiçbiri başımıza gelmezdi. Din referans olursa, din ile devlet işlerini ayırmazsak kesinlikle ülkemizin başı belalardan kurtulmaz. Bugün FETÖ var, yarın ülkenin başına başka bir tarikat bela olur.

          Tarihi okusalar çok şey öğrenecekler. Okutmuyorlar, okumuyorlar, bilmiyorlar. Çünkü koskoca bir profesör “Bize cahil adam lazım.” dedi. Okuyanı kandıramazsınız, koyun gibi güdemezsiniz. Diğer laik ülkeler zenginleşirken, yeni yeni icatlar yaparken, biz sömürge ülke olarak felaketten felakete sürükleniriz. Yarın bu vatanı kaybeder, gidecek yer de bulamayız. Biz de şeriatla yönetilen ülke vatandaşları gibi yollarda heba olur, gideriz.

         Bizans yıkılırken insanlar, “Melekler erkek mi, dişi mi?” diye tartışıyorlarmış. Osmanlı yıkılırken de insanlar “Sakal dudak altından mı ölçülmeli, yoksa çene altından mı?” diye tartışıyorlarmış. Şimdi de bizim yandaş TRT Televizyonunda koca koca devlet adamları, “Ben ülkemin insanlarını nasıl daha zenginleştirebilirim? Ülkemde hangi fabrikaları açalım? Bir marka yaratabilir miyim?” diyecek yerde “Kızlar, erkekler ayrı mı okumalı? Kızlar adet görünce başını örtmeli mi?” diye saatlerce konuşuyorlar. Vatandaş da telefonla programa çıkarak “Oje sürünce abdestim bozulur mu?” diye aptal aptal sorular soruyor. Diyanet’in fetva kurulu ondan da feci. Bir sürü abuk subuk yayınlar yapıyor, “Kızına şehvet duymak nikahı bozmaz.” diyebiliyor ve o adamlar hala oradalar. Bakansa “ Bir kereden bir şey olmaz.” diyebiliyor. Sığınmanız altında bulunan 8-10 yaşındaki o gariban çocuklara kaç kere tecavüz edilmeliydi acaba? İşte 21. Yüzyılda ülkemizin  utandıran manzarası bu.  

          Üniversitelerdeki türban olaylarını da bunlar yarattı. Amaçları sırf kendi amaçları için dini alet ederek devlet kadrolarına ve Üniversitelere sızmaktı. Bunu başardılar.

           Ben bunları gördükçe “Atam sen ne büyüksün. Sen olmasaydın bizim halimiz ne olurdu?” diyorum. Yüce Atatürk bütün bunları düşünerek dini kullanan insanların başımıza ne belalar açtığını görmüş ve neler söylemiş:

             “Bizi yanlış yola sevk eden habisler, biliniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşlerdir. Saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, yıpratan kötülükler hep din kılıfı altında küfür ve alçaklıktan gelmiştir. Onlar her hayırlı davranışı dinle karşılarlar, halbuki hamdolsun hepimiz Müslümanız, hepimiz dindarız, artık bizim dinin gereklerini, dinin yasaklarını öğrenmek için şundan bundan derse ve akıl hocalığına ihtiyacımız yoktur. Analarımızın, babalarımızın kucaklarında verdikleri dersler bile bizim dinimizin esaslarını anlatmaya kafidir. Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa, ulusun yararına, İlamın yararına uygunsa, hiç kimseye sormayın, o şey dindir. Eğer bizim dinimiz akla, mantığa uygun bir din olmasaydı, kusursuz olmazdı, dinlerin sonuncusu olmazdı.

             Efendiler ve ey Ulus, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti’, şeyhler, dervişler, müritler ülkesi olamaz. En doğru gerçek tarikat uygarlık tarikatıdır.” 

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları