15/10/2019

ADNAN TÜFEKÇİ’NİN ARDINDAN - 9

Nilgün ÖZERDOĞAN

Nilgün ÖZERDOĞAN
5 Nisan 2016

Geçen haftadan devam ediyorum.  

         …/.

        “ Bolu’da Arçelik yan sanayicileri olarak Adnan Bey’i Bolu Ticaret Odası seçimlerinde TOBB delegesi  yapmak istedik. Ancak bazı kesimler kendi menfaat ve etiketleri uğruna TOBB delegesi olmasına engel oldular. Bolu’lular olarak, Bolu Ticaret Odası’nda Adnan Bey’den gerektiği kadar istifade edemediğimizi düşünüyorum. Bunu başarabilseydik, eminim Bolu’ya çok yararı dokunacaktı.

        Bolu Belediyesi’ne iş makinaları ve araçları konusunda çok yardımcı olmuştur. Bolu’da yardımcı olmadığı ne bir tedarikçi, ne de bir insan ve kuruluş yoktur. Herkese kendi imkanları içinde yardımcı olmaya çalışmıştır.

         1999 yılında Bolu’da deprem oluncaya kadar kimse Arçelik’i ve Adnan Bey’i  pek tanımazdı. Deprem sonrası ekonomik sıkıntılar baş gösterdi, Adnan Bey’in gayretleri ile Arçelik bir hafta içinde üretime başladı, bu da Bolu’ya bir moral oldu. Adnan Bey, kafasına bareti geçirip, gece bile evine gitmeden Arçelik’i  toparladı, bu bakımdan Arçelik zor zamanlarda Bolu’ya hayat vermiştir.  

         Üstelik Arçelik fabrikası da çalışamayacak derecede hasar görmüştü. Ayrıca iki tedarikçinin de işyerlerinde ciddi hasarlar vardı. Hemen iki tedarikçinin  işlerini başka Firmalara yönlendirerek organizasyon ve dağıtım işlerini organize etti. Bu dönemde bir de Avrupa Birliği pazarına yeni girilmişti. Fransız now how ile önce İngiltere pazarına, oradan da Avrupa ülkelerine ihracat imkanı doğmuştu. Deprem olunca İngiltere pazarı kaybedilebilir, fabrika başka yere taşınabilirdi.

         Adnan Bey, teknik büro müdürü olduktan sonra fabrika içinde müthiş bir makine parkı, modernizasyon ve ürün çeşitliliği ile hızlı bir şekilde piyasa beğenisine sunuldu. Rakamsal olarak da üretim miktarını son gününe kadar  en yüksek seviyede yapmış birisidir. Sıfır hatalı, hatasız üretim ödülü olan altı sigma  ödülü almıştır. Bunlar şahsi yönetim tarzından dolayı almış olduğu ödüllerdir.

         Rusya’da Koç Holding’in yaptığı yatırım için görevlendirildiğinde, Bolu’lular ve yardımcı sanayiler Adnan Bey’in bir daha Bolu’ya gelmeyeceğini veya gelemeyeceğini düşündüler. Bunları duyduğu zaman da çok üzülmüştür. Bunları paylaştığı insanlardan biri de bendim. Bolu’yu çok sevdiği için Bolu’dan gitmeyi hiç düşünmedi. Kendisine İstanbul’da  Çayırova’da veya Genel Müdürlük’te görev teklif edildiğinde hep Bolu’da kalmak istedi.

        Rusya’daki fabrikayı kurarken, Koç Holding’in tüm fabrikalarında kullanılmayan işe yarar durumdaki makine ve ekipmanları değerlendirerek, Holding’e ekonomik yönden fayda sağladı. Bu fabrikayı planlanan zamandan önce tamamladı ve üretime geçirdi.  Kuruluş maliyetlerini tamamlayıp, kar eder vaziyete gelince de Bolu’ya döndü.  Fabrikanın açılışında Mustafa Koç kendisine istediği yerde görev alabileceğini söylemiştir. Daha sonra Güney Afrika’da açılacak fabrikanın da başına geçmesi istenmiştir. Ancak Adnan Bey çok yorulduğunu ve yaşının ilerlediğini söyleyerek kabul etmemiştir.

        Adnan Bey bir gün bana, “Holding tarafından gitmem yönünde bir ima dahi yapılsa, bir dakika düşünmeden istifa eder, işimden ayrılırım.” dedi. Bazen de “Benim de her şeye ihtiyacım var, farklı işler yapmak ve çalışmak isterdim.” derdi. Bana bilgisayarından kendisine gelen iş tekliflerini gösterirdi. “Ama ben hiçbir zaman işime, iş yerime farklı bir bakış açısı ile bakmadım. Bilgimi ve iş ahlakımı farklı veya rakip firmalarda kullanmayı hiç düşünmedim.” derdi.

        Bolu ve kendisi için çok farklı düşünen biriydi. Boluspor’dan başka takım tutmazdı. Boluspor’un hiçbir aktivitesini kaçırmazdı. Yardımından tutun da yönetimine kadar destek olurdu. Deplasman maçlarına bile giderdi.

       Bir gün Arçelik’te işim vardı, işimi hallettim çıkıyordum. Adnan Bey insan kaynaklarında oturuyormuş, ben kendisini görmemiştim. Arkamdan birini göndermiş, beni çağırttı. İçeride oturmuş, fabrika giriş kartının zinciri ile oynuyordu. Bana “Ne yapıyorsun?” dedi. Ben de “İyiyim, siz ne yapıyorsunuz?” dedim. “Bunca yoğunluktan sonra Rusya dönüşünde işler az, canım sıkılıyor.” dedi.  Ben de “Abi çık kırlara gez, Çele Doruğu’na falan git.” deyince, “Kiminle çıkacağım oralara? Bize oyalanacak işler lazım.” diye söyledi. Kızı Aslı ile yanımıza gelirdi. Kızının kırmızı montu vardı, O’na “Oğlum “ diye hitap ederdi ve “Hadi oğlum gidelim.” derdi.

        Adnan Bey’i herkes dış görünüşü ile değerlendirirdi, O’nu kibirli sanırlardı, insanlara üstten baktığını düşünürlerdi. Elini arkasına koyar, öyle gezerdi. Halbuki göründüğü gibi değil, her adımında farklı bir şey düşündüğünü, O’nu yakından tanıyanlar çok iyi bilirdi. Özünde kibirden, karşısındakini küçük görme düşüncesinden eser olmayan, çok duygusal, kalender, sözüne sadık, gerçekten çok değerli bir insandı.

         Adnan Bey’in çok zengin ve çok kıymetli kitapları olan bir kütüphanesi vardı. Biz de O’nun destekleri ile Çağdaş Yaşam Derneği’ne ve çeşitli okullara çok kitaplar bağışladık.     

         Yıllarca her Ramazan Bayramının birinci günü ilk önce babasının mezarını ziyaret ettikten sonra, babamın mezarını ziyaret eder, sonra anneme gelir, elini öper, 15 dakika durur ve Türk kahvesini içer giderdi. Ama ben yanlış anlaşılır diye O’na, evine ziyarete gidemezdim. Zira o dönemlerde bu yakınlığımızdan dolayı gerek işletmede, gerekse dışarıda çok lüzumsuz laflar söylenmiştir. Buna hep üzülürüm, keşke böyle düşünmeseydim, daha çok ziyaret etseydim, diyorum. Bu içimde uhde olarak kaldı. Şimdi sağ olsa da O’dan fikir alsak, danışsak ve sohbet edebilsek. Ne yazık ki insanlar sağ iken   kıymetini bilemedi. Biz de O’nun kıymetini sağlığında bilemedik.

      Bana “Lan oğlum, ben emekli olduktan sonra benimle konuşup görüşmezsiniz.” derdi. Bir dostuma da “Bahadır şimdiye kadar benim yanıma gelmedi. Sorunlarını çözdükten sonra mezarımın başına gelsin, bana ne yaptığını anlatsın.” diye haber bırakmış. Benim de kardeşimin rahatsızlığı, işlerimizdeki sıkıntılardan dolayı gidip gelemedim, zaman ayıramadım.  Bu sözlerini sonradan duydum ve çok üzüldüm. Hala da çok üzülüyorum, keşke kendisi ile konuşsaydım.

        Adnan Bey bir kitap yazmak istiyordu. Bundan sonra bu bilgileri toplayıp, O’nun yaşamının yazılmasını çok isterim. O’nun yaşamında insanlara örnek olacak çok hikayeler var.

         O’nunla ilgli olarak içime dert olan bir şey daha var ki, onu da yerine getiremedim. Bana bir vasiyeti vardı, “Ben ölünce cenazemi bir Mercedes ile götürün.” derdi. O’nu kaybedince öyle büyük bir şok yaşadık ki, ne yapacağımızı şaşırdık. Bütün Bolu şok içindeydi. O şokla da Mercedesi falan düşünecek halimiz kalmadı.”

          …/.

          Haftaya devam edeceğim.

1 yorum yapılmış

  • alan6 Nisan 2016 • 11:16

    Adnan beyin ardından Bolu 'ya önemli katkı sağlayan Arçelik A.Ş. 'nin buradaki işletmesinin varlığının ve büyüklüğünü korumasının ardında önemli katkıları yadsınamaz. Şehrimiz ve bölgemiz için en önemli eko sistemin parçasıdır Arçelik şirketi. İş hayatının profesyonellerindendi. Kendisinin çalışanları arasında da hayatına dokunduğu insanlardan farklı kendilerine özel bir çok yardım ve hayır hikayelerini bilenler biliyorlardır. Allah rahme

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları