23/05/2018

Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine

Oğuz Ayvalı

31 Mart 2016

Merhaba arkadaşlar nasılsınız? Umarım hepiniz iyisinizdir. Bu hafta sizlere yine bir kitaptan ve yazardan bahsetmek istiyorum. Normalde haftada bir kez sizlerle kitap yorumunda buluşuyoruz ama bu sefer gönlümden geçen hem bugün hem de hafta içi başka bir gün sizlerle kitap yorum köşemizde buluşmak. Tabi ki sadece bu haftaya özel bir durum bu, çünkü bu hafta iki tane kitap okudum ve gerçekten ikisini de çok beğendim sonucunda da sizlerle paylaşmak istedim.

Neyse lafı uzatmadan ve maksadımızın önüne geçmeden de konuşmaya başlayalım. Arkadaşlar, bugün sizlerle tanıştırmak istediğim yazarımız 1788 yılında Almanya'da doğan ünlü Alman filozofu ve eğitmeni Arthur Schopenhauer. Benim bu yazarla tanışma serüvenim 2012 yılına dayanıyor ve en etkilendiğim daha doğrusu tanışmama aracı olan olay ise ünlü fizikçi Albert Einstein'in bu filozofun kitaplarını okuması ve onu çok saygı değer bulması oluyor. Öncelikle Schopenhauer'in sert ve anlaşılması biraz güç bir dili var. Yani öyle ''aman efendim gece yatmadan yarım saat, bir saat okurum '' diyebileceğimiz bir anlatım tarzına sahip değil. Bu yazarımızı okumak için sert bir kahveye ve dingin bir ruh haline ihtiyacınız olacağından neredeyse emin gibiyim. Bugün sizlere anlatmak istediğim kitap Say Yayınları'ndan çıkan ve ''Toplu Eserleri-4'' olarak nitelendirilen ''Okumak,Yazmak ve Yaşamak Üzerine''adlı eserdir.

Bu eserimizde adından da anlaşılacağı üzere Schopenhauer okumayı, yazmayı ve bunlarla beraber nasıl yaşanacağı hakkında fikirlerini makaleler biçiminde kaleme almıştır. Kitabın çevirmeni olan Ahmet Aydoğan Beyefendi ise kitabı anlamamızı daha da kolaylaştıracak bir girizgah yapıp bizlere ''Okumak İnsana Ne Kazandırır?''adlı bir başlık altında kendi makalesini yazmıştır.

Bu gerçekten Schopenhauer'ı daha iyi anlamamız için çok güzel bir kaynak olmuştur diyebilirim. Schopenhauer bu kitabında okumanın boş bir zaman meşgalesi olması fikrinin sistematik bir şekilde topluma öğretilip, bu doktrinler çerçevisinde ''okumak mı? boş vaktimde okurum''öğretisinin

insanları yanılgıya ve yanlışa düşürdüğünü anlatır. Çünkü yazarımıza göre okumak boş zaman meşgalesi

değil aksine ona zaman ayırmamız gereken bir iştir. İş;sadece çalışıp sonunda para kazandığımız bir  olay değil sonucunda kendimize bir şeyler katması gereken eylemlerdir. Bu eylemlerin en güzel örneğide (nacizane bana göre de) okumaktır. Okuduktan sonra yazabilmek ise bu işin kadayıfın yanında  kaymak görmek gibi tatlı bir birlikteliğin göstergesidir. Eğer zenginsen ve hayatta her şeyi madden

alabilecek gücün varsa sıkılırsın hayattan zevk almaz ya da zevk aldığın şeyleri hayatınla bağdaştıramazsın. İşte bu noktada okumak ve okuduklarını yazıya dökmek sonra onları hayatının bir parçası yapmak vazgeçilemez bir zevk olur zenginsen de fakirsen de. İşte bizler bu olayları yüzeysel görürken Schopenhauer tam aksine direkt içine dalıyor ve bizlere anlatıyor,belki de önce kendine anlatıyor. Gerçekten arkadaşlar okumanızı canı gönülden isterim bu kitabı okuduğunuzda yazarın diğer kitaplarını okumak isteyeceğinizi de tahmin ediyorum.

Haftaya bir başka kitapta görüşmek üzere, hoşçakalın...

Sizinle paylaştığım kitapları bana temin eden Bolu KAMPÜS KIRTASİYE'ye ve ERHAN ÇİÇEK'e teşekkürlerimi sunarım...

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları