20/11/2018

Değişim

SEVİL SÖNMEZ

25 Mart 2016

Değişim

Değişim hepimizin bildiği, konuştuğu her daim bir şeyleri değiştirmekle ilgili fikirlerimizin olduğu bir olgu. Yaşam da her şey her saniye değişiyor ve dönüşüyor. Düzen böyle işliyor. Farkında olmasak da hepimiz bu değişimlerin içinde payımıza düşeni alıyoruz. Her birimiz bir şeyleri değiştirmekten bahsediyor, değiştirmeye başladığımızda ne kadar mutlu, keyifli olacağımızdan ya da istediğimiz şeyleri dönüştürme gücümüzün elimizde olduğunun farkındayız. Fakat ne kadar istediğimiz tartışılır. Değişime niyet ederiz, kararlar veririz bir süre uygular sonra sıkılıp vazgeçeriz. Sonra tekrar başlarız bu döngü yaşadığımız durumlar canımıza tak edene kadar devam eder. Çünkü değişim kolay değildir, bunun için çaba göstermek, devam etmek ve kararlı olmak gerekir. Bu güne kadar edindiğimiz bilgiler, bakış açılarımız, inançlarımız, bize katkı olmayan durumları ve düşünceleri değiştirmeye karar vermek rahatlık alanlarımızdan çıkmayı gerektirir. Düşüncelerimiz davranışlarımızı davranışlarımız da alışkanlıklarımızı oluşturdu. Birden adapte olmak bizi zorlayabilir, gerçekten değişime niyet etmişsek azimle devam etmeli, otomatik pilota bağladığımız davranışlarımızın farkında olarak değiştirmeye çaba göstermeliyiz. Bir süre denedim olmuyor, değiştiremiyorum diyebilirsiniz, belki de değişimin olduğu noktada vazgeçtiniz kim bilir.

Biz değişim için düğmeye bastığımızda farkındalığımız arttıkça, değiştirmeye çalıştığımız konularla ilgili çıkmazlar yaşayabiliriz. Sorunun içinde takılıp kalabiliriz. Orda durup kendimize sormamız gereken “gerçekten değişime izin veriyor muyum?” sorusudur. Aynı şeyleri yaparak farklı sonuç bekleyemeyiz. Farklı davranmak ve farklı düşünmek zorundayız.

Kişilik dediğimiz şey alışkanlıklarımızdan oluşmuyor mu? Doğduğumuz andan itibaren ailemizden başlayarak, çevremizden her şeyi kopyalarak öğreniyoruz. Öğrendikçe inançlarımız oluşuyor ve otomatik pilot gibi zamanla aynı ya da benzer inançlarla yaşamımızı oluşturuyoruz. Taki işimize yaramayan, bize katkı sunmayan düşünce modelimizi, inançlarımızı fark edene kadar. Araştırmalar gösteriyor ki bu güne kadar öğrendiklerimizin %98 i bize ait değil. Biz dünyayı edindiğimiz bakış açıları, inançlar ve oluşturduğumuz o bilgilerle algılıyoruz.

Değişime niyet ettiğimizde ilk fark etmemiz gereken sınırlayıcı inançlarımızdır. Onları gözle göremediğimiz için ortaya çıktıkları düşünce ve söylemlerimizde fark edebiliriz. Örneğin; ben değişemem, artık çok geç, yaşım geçti, param olsaydı, ben kim o kim, benim yeteneğim yok ki, matematiğe kafam çalışmaz ki, ben başaramam ki, zaten doğuştan şanssızım, kadın olsaydım, erkek olsaydım, kaderim böyleymiş, bana kim bakar ki, kimseye güvenmiyorum, hep karşıma yalancı insanlar çıkar, ekmek aslanın ağzında vb. İstediğimiz kadar örnekleri çoğaltabiliriz. Buna benzer örnekleri yaşamımız içinde kendimizde veya başkalarında kullandıkları ifadelerde fark edebiliriz. Bu tür inançlar bizim hayata bakış açımızı sınırlar ve bir adım ileri gitmemize ve değişimimize engel olur.

Değişim için önce inançlarımızı değiştirmeliyiz. Eğer gerçek anlamda hızlı ve kalıcı bir değişim ve dönüşüm istiyorsak o zaman bunun için kendi üzerimizde bilinçli olarak çalışmalı ve çalışma yollarını araştırmalı ve gerektiğinde yardım istemeyi bilmemiz gerekir.

Bizler bilinçaltında oluşturduğumuz inançları, davranış kalıplarımızı, düşünce modellerimizi değiştirmeye başladığımızda bugüne kadar oluşturduğumuz yaşamın dışında daha sağlıklı, daha

mutlu, daha keyifli ve verimli bir yaşam oluşturabiliriz. Yapabileceğimize inanıyorsak da, yapamayacağımıza inanıyorsak da haklıyız.

Seçim bizim…

Hayatın tümü bana kolaylık, neşe ve ihtişamla gelir.

1 yorum yapılmış

  • al25 Mart 2016 • 17:58

    kaleminize sağlık

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları