15/10/2019

TRABZON CENNETİN ASMA KATIDIR - 2

Nilgün ÖZERDOĞAN

4 Kasım 2015

Geçen haftadan devam ediyorum.

…/.

Hülya Ulusoy, Trabzon yöresinde kökleri yüzyıllar öncesine dayanan bir aileden geliyor. Büyükbabasının kurduğu Ulusoylar Firmasını, "Trabzon ile Dünyayı Buluşturan Adam" ünvanı ile tanınan babası Ali Osman Ulusoy Türkiye çapında bir Firma haline getirmiş. Geçtiğimiz yıl Trabzon'un çınarı sayılan ve çalışkanlığı ile ün yapan Ali Osman Ulusoy'u kaybeden Hülya Hanım işlerin başına geçmiş.

Babasının ölüm yıldönümünde de "Çalışmayı seven cesaretli insanlara" diyerek, dedelerinden başlamak üzere babasının yaşam hikayesini anlatan bir kitap hazırlatmış. Bunun için bir ekip kurmuş ve 2-3 yıl sürecek bir çalışmayı 6 ayda ailesi, şirketleri, sosyal hayatı ile "Trabzon'u Dünya ile Buluşturan Adam Ali Osman Ulusoy" isimli 385 sayfalık bir kitap haline getirmişler.

Hülya Ulusoy Hanım'dan bu kitabı istedim ve sağ olsun bana bu kitabı verdi. Ben de bu kitaptan yararlanarak kısaca sizlere aktarmak istedim. Böyle nadir kişilerin zor şartlarda ortaya koydukları başarılı yaşam hikayelerini anlatan kitaplarını çok seviyorum. İnsana çok büyük dersler veriyor ve gelecek kuşaklara da bir örnek oluyor. Böylelikle de Trabzon tarihine de bir not düşmüş oluyorlar.

Kitaptan okuduklarımı size kısaca özetlemek istiyorum.

Cumhuriyet kuruluncaya kadar geçen zaman içinde Ülkemizin her yöresinde ayrı ayrı yaşanan acı hikayelerden biri de Trabzon'da yaşanır. Osmanlı'nın çöküş yılları içinde Rus işgali nedeniyle buradaki halk zorunlu olarak batıya doğru giderler ve Çarşambaya göç ederler. 1917 yılında Rus İhtilali ile Ruslar Trabzon'dan çekilir, ardından 1918 yılında Ermeni ve Rum çeteleri de temizlenince 4 yıl süren zorunlu göç sonrası Trabzon ve Of'a çileli bir yolculuk la geri dönerler. Yollarda insanların yarısından çoğu zorlu doğa koşuları, hastalık ve açlıktan kırılır. Döndüklerinde ise daha büyük bir acıyla karşılaşırlar. Trabzon'da bütün evlerin kapılarının açık, sokakların insan ve hayvan ölüleriyle dolu, yürümekte zorlanan hastalıklı ve aç insanları görünce çok korkarlar ve çok üzülürler.

Osmanlı hayranları bu acı olayları biliyorlar mı acaba? Bence çoğu hala yazılıp çizilmedi. Trabzon'un bu halini muallim İbrahim Cudi "Harbi Umumi Musibetleri" isimli uzun bir şiir yazmış. Bu kitaptan aldığım şiirde o yıllarda yaşanan faciaları anlatmış:

"Bir yanda soğuğun şiddeti, bir yanda gecenin karanlığı

Bir tarafta feryad eden ana, diğer yanda can çekişen baba

Bir yanda sıtma felaketi, bir tarafta humma afeti

Bir yanda çocukların yaşları sel gibi akmakta…

Ey kainatın efendisi! Kalk, çünkü kıyamet kopmuştur…"

Yüce Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nı kazanarak, Cumhuriyetin İlanıyla yoğun bir çalışma dönemi başlar. Ulusoy ailesi de bu zorlu şartlarda canla başla çalışmaya başlar. Dede Mehmet Bahaettin Ulusoy çalışkanlığı ile tanınır ve önce sal taşımacılığı yapar. 1927 yılında da Hülya Hanım'ın babası Ali Osman Ulusoy dünyaya gelir.

1929 yılında Of'da büyük bir sel felaketi yaşanır. Bu sel, evleri ve köprüleri yıkarak önüne ne geldiyse Karadeniz'e döker. Solaklı deresinin önü, biri Çaykara'da, diğeri Of'da bulunan iki dağın çökmesi ile kapanır ve sularla dolar. Halk çaresizlik içinde ne yapacağını şaşırır. Mehmet Bahaettin Bey , kıvrak zekasıyla ve çalışkanlığı ile "Bereme" adıyla kayık sal arası bir araçla ulaşımı sağlar ve bu işten önemli paralar kazanır. Böylece hem yöre halkını ulaşım çaresizliğinden kurtarır ve taşımacılık işinin de temellerini atmış olur.

1937 yılında da Trabzon Of arasında ilk otobüs seferlerini başlatarak yolcu ve yük taşımacılığına adımını atar. Günden güne gelişen nakliye filosu, küçük yaşlarda Mehmet Bahaettin Bey'in yanında kardeşleri ile birlikte çalışmaya başlayan oğul Ali Osman Ulusoy'un yönetiminde başarıdan başarıya koşar. Zamanla başka iş kollarına da atılan Ulusoy ailesi araç bayiliği, oto yedek parça gibi işkollarında da çalışmaya başlarlar. 1952 yılında Hülya Ulusoy dünyaya gelir. Evlilik ve eşinin izin vermemesi nedeniyle uzun yıllar çalışmak istediği halde iş yaşamına girmeyen Hülya Hanım 10 yıl önce babasının yanında çalışmaya başlar. Babasını kaybedince de işlerin başına geçer. Bugün 500 kişi çalıştıran Ulusoylar şirketleri Hülya Hanım tarafından başarıyla yönetiliyor.

Tabi Hülya Hanım'ın iş yaşamına başlaması da kolay olmamış İlk yıllarda çok zorlanan Hülya Hanım genlerinden gelen çalışkanlığı, pratik çözümleri, dik duruşu ile bugün çok takdir topluyor. Artık Trabzon'un en önemli iş kadını olan Hülya Hanım, ticari işlerinin yanında Trabzon KAGİK Başkanlığını da üstlenmiş durumda. İlk zamanlar Trabzon çevresinde işleri başaramayacağı şekline bir kanaat varken, şimdi dik duruşu ve kararlılığı ile Trabzon'un Demir Leydisi olmuş. Hülya Hanım, şimdi kendisine bazılarının "Cadı Kadın" bile dediğini söyledi. Bence Hülya Hanım'dan olsa olsa Tatlı Cadı olur.

…/.

Haftaya devam edeceğim.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları