23/08/2019

BİR ŞARKIDIR YAŞAMAK

Nilgün ÖZERDOĞAN

21 Ekim 2015

Günler günleri, aylar ayları, yıllar yılları kovalıyor. Daha dün gibi geçtiğimiz Mayıs ayında iki muhteşem konserle sezonumuzu kapatmıştık. Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfı Türk Sanat Müziği Topluluğu olarak, 2014-2015 sezonunda koro şefimiz Ayşegül İltir'in yönetiminde çok başarılı, çok keyifli, uyumlu bir ekip içinde bulunmanın hazzını yaşadık.

Yaz aylarına girince Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında herkes bir yerlere gidiyor, kimi yazlığına, kimi tatile çıkıyor. Aslında bazı arkadaşlar katılım az da olsa yaz aylarında da haftada bir de olsa çalışmamızı öneriyorlar. Ama katılım az olunca çalışmaların pek tadı olmuyor. Saz arkadaşları ve Ayşegül de o zaman çok yoruluyor, zira onlar olmadan çalışmalar yapılamıyor.

Ayşegül, yine de yaz aylarında boş durmuyor, gelecek sezonun repertuarını önceden hazırlıyor. 2015-2016 sezonu için çok güzel şarkılar hazırlamış. Hele bu sezonun ilk konseri için hazırladığı repertuar tam bize göre. Gençliğimizin dillerden düşmeyen şarkıları var ki, hani damardan denir ya, aynen öyle. Her birisi birbirinden güzel. Sürpriz olması için konserden önce şarkıların isimlerini yazmıyorum. Bu Aralık ayının sonuna doğru bir terslik olmazsa konser vermeyi planlıyoruz.

Bu yıl sezonumuzu araya Kurban Bayramı girince Eylül sonuna doğru açtık. Ayşegül, sazlarla iki hafta önceden şarkılara hazırlık olsun diye çalışmalara başladı. Bizim saz arkadaşlarımız amatör olmasına rağmen öyle güzel çalıyorlar ki, çalışmalar da bile şarkılar tam olarak oturmasa bile çok keyif alıyor insan. Canlı olarak müzik dinlemek ve söylemek bambaşka oluyor.

Yine haftada Salı ve Perşembe akşamları saat 19.30-22.30 arası çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Saz üstadlarımız kanunda Sabri Özgören, yaylı tamburda İsmail Hakkı Özersin, klarnette Ali Macit, ritimde Ertuğrul Sağlam ve Şerafettin Şenyüz, orgda Ender Orhuner, udlarda Özkan Türkcan, Ayla Şen, Birdal Esen, Seza Vardallı, Oya Tuncel ve Ayhan Seval, kemanlarda Bahattin Kartallıoğlu, Hasan Dikal ve Gülşah Evren yer alıyor. Saz üstadlarımız, eserleri icra ederken öyle kendilerinden geçiyorlar ki yüz ifadelerini görmeniz lazım. Adeta şarkılarla beraber kendileri de yaşıyorlar, bize de aynı enfes duyguları yaşatıyorlar.

Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk "Hayatta müzik gerekli değildir. Çünkü hayatın kendisi müziktir. Eğer sözü edilen insan hayatı ise müzik mutlaka vardır ve olmalıdır. Müzik hayatın sevinci, neşesi, kıvancı ve her şeyidir." diyerek ne kadar güzel söylemiş. Atatürk'ün yüzyıllarca unutulmayacak bütün sözleri gibi müzik hakkında söyledikleri de ne kadar anlamlı ve güzel.

Yine Yüce Ata'mız müzik hakkındaki görüşlerini açıklarken "Ulusal; ince duyguları, düşünceleri anlatan; yüksek değişleri, söyleyişleri toplamak, onların modern müzik kurallarına göre işlemek gerekir. Ancak bu düzeyde Türk ulusal müziği yükselir, evrensel müzikte yerini alabilir." diye belirtiyor.

Ata'mızın sözlerine katılmamak mümkün değil. Bu anlamda Türkiye çapına yayılmış Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği korolarının çok büyük faydalar sağladığını düşünüyorum. Bu korolar hem notalara uygun şekilde çalışıyorlar ve kendi öz müziğimizi geçmişten günümüze taşıyorlar. Konserlerimizde Dede Efendi'den tutun da şu anda yeni bestelenen eserlere varıncaya kadar yüzyıllar öncesinden bugüne kadar neredeyse 300 yıllık bir zaman diliminde unutulmayan şarkılar yer alıyor. Böylelikle de bu şarkılar gelecek kuşaklarımıza aktarılmış oluyor.

"Müzik öyle bir denizdir ki, ben paçaları sıvadım, hala içine giremedim." demiş Dede Efendi. Gerçekten müzik bir okyanus gibi, içinde sizi bambaşka bir dünyaya götüren bir alem. İçinde matematikten şiire kadar her şey var. Yaşamanın başka bir hali, ancak içine girip yaşadığınız zaman anlayabiliyorsunuz.

1797-1856 yıllarında yaşayan Heinrich Heine ise "Müzik son derece ilginç bir şeydir. Neredeyse bir mucize olduğunu söyleyebilirim. Çünkü düşünce ile olgunun, ruh ile maddenin orta yerindedir. Bir arabulucu gibidir ve birbiri ile zıt kavramları uzlaştırır." diyor.

Koromuz ilk çalışmasına başladığı gün Kültür Sitesindeki odamız neredeyse bizi almadı. Herkes birbirini çok özlemiş. Çalışmalarımız da aynı yoğunlukta çok kalabalık bir ekiple devam ediyor. Artık odaya sığamaz hale geldik. Böyle giderse sahneye bile sığmamız zor olacak. Her yaştan, her meslekten oluşan bu grubun tek ortak noktası müzik. Ben de bu ortamın bir parçası olmaktan çok mutluyum. Bu saatler benim dünyadan bağımı kopardığım, sadece müzikle yaşadığım güzel saatler oluyor.

Sizler de daima müzikle kalın ve müzikle yaşayın.

1 yorum yapılmış

  • Melihayal22 Mayıs 2017 • 06:55

    Inşallah

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları