17/11/2019

İŞ KAZALARI HUKUK ÖRNEKLERİ 1

Selman DOĞAN A SINIFI İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI

14 Eylül 2015

Günümüzde, hangi hususların, İş Kazası kapsamına girdiğinin pek çok kimse tarafından bilinmediği açık bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Oysa bu işin içinde olan Hukuk boyutu, İş Kazalarının kapsamları konusunda pek çok ilave olay ve durumu İş Kazası kapsamına almaktadır. Bu yazımda Yargıtay Hukuk Dairesinin İş Kazaları konusunda almış olduğu kararlardan örnekler vererek, İş Kazalarının kapsamları konusunda daha Hukuki bir değerlendirme yapmak sağlıklı olacaktır. Ancak konu geniş perspektifte ele alındığında üç bölüm halinde bu konuyu sizlerin bilgisine sunacağım. İlk bölümde Sosyal Sigortalar kanunu ve Hukuk kararlarını anlatacağım;

5510 sayılı yasaya göre iş kazası, yasanın 13. maddesinde belirlenen durumların birinde meydana gelen ve bu yasa çerçevesinde sigortalı olarak nitelendirilen bir kişiyi; irade dışı, ani ve dışsal nitelikteki bir kaza neticesinde hemen veya sonradan, bedenen veya ruhen zarara uğratan olay"dır.Bu tanım göz önüne alındığında, Sosyal Sigortalar Kanunu uygulaması bakımından bir olayın iş kazası olarak nitelendirilebilmesi için dört unsurun gerçekleşmesi gerekir. Bunlar;

· Kazaya uğrayanın sigortalı olması,

· Kazalının hemen veya sonradan cismani (bedenen veya ruhen) özüre uğraması,

· Sigortalının yer ve zaman itibariyle kazaya uğraması,

· Kazada nedensellik bağının bulunmasıdır.

Şu halde, Sosyal Sigortalar Hukukunda, sigortalıyı bedenen ve ruhen zarara uğratan her kaza olayı, iş kazası sayılmayacaktır. Ancak, sigortalının her hâl ve durumda uğradığı iş kazası değil, sadece 5510 sayılı kanunun 13. maddesinde sayılan durumlarda uğradığı kaza, iş kazası olacaktır.

İş kazasının genel olarak tanımı konusunda birçok görüş bulunmaktadır. Bir görüşe göre "iş yapılırken veya işin yapılması nedeniyle meydana gelen kaza iş kazasıdır". Bu görüş, iş kazasını oldukça dar bir çerçeve içine sokmaktadır.

Diğer bir görüşe göre ise, "işçinin, işverenin otoritesi altında bulunduğu sırada meydana gelen kazalar iş kazasıdır". "Otorite" teriminden ise, işçinin işverenin emir ve talimatı altında bulunması da anlaşılabilmekte böyle olduğunda, işçinin işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi durumunda geçen boş zamanında, örneğin, lokantada yemek yerken ya da işverene ait malı kurtarmak amacıyla denize dalması sonucunda veya kadın sigortalının çocuğuna süt verdiği sırada bir kazaya uğraması olaylarında, işverenin ne şekilde emir ve talimatının bulunduğu sorusu akla gelmektedir. Bu bakımdan "otorite" kıstasını çok mutlak anlamda anlamamak gerekir.

"İşin yarattığı rizikoların neden olduğu tüm kazalar iş kazasıdır". şeklinde iş kazasını tanımlayan görüşün ise, iş kazasını genel olarak en iyi tanımlayan görüş olduğu söylenebilir.

Şimdi, iş kazasının yukarıda sözü edilen dört unsur nelerdir, onları görelim.

1. Kazaya uğrayanın mutlaka 5510 sayılı Kanununa göre "Sigortalı" olması:

Kaza sonucu bedenen ya da ruhen özürlü hale gelenin, sigortalı bir kimse olması zorunludur. Aksi halde, meydana gelen olay bir iş kazası olamaz. Örneğin, bir işverenin kendi işyerinde ücretsiz çalışan eşi ya da askerlik hizmetlerini er olarak yapmakta olanlar kazaya uğraması durumunda 5510 sayılı Kanun anlamında bir iş kazası sayılmayacaktır. Çünkü, kimlerin sigortalı sayılacağı Kanunun 4. maddesinde belirlenmiştir. Öte yandan, 4. maddede belirlenen kişilerin sigorta hak ve yükümlülükleri yine aynı kanunun 7. maddesine göre, çalışmaya başlamalarından itibaren başlar. Örneğin, iş sözleşmesine dayanılarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar, Kuruma bildirilmeden bir kazaya uğrasalar dahi yine uğradıkları kaza, iş kazası sayılacaktır. Aynı şekilde iş kazasının varlığı için, sigortalı olma dışında başka koşulların, (belli bir süre sigortalılık ya da belli bir süre prim ödemiş olma) gerçekleşmesi de aranmayacaktır. Buna göre, işe girdikten birkaç dakika sonra uğranılan kaza iş kazası olarak kabul edilecektir.

5510 sayılı Kanun, istisnanın istisnası denilebilecek bir düzenlemeyle bazı kimseleri iş sözleşmesine dayanarak çalışmasalar bile bazı sigorta kolları, bu arada iş kazası ve meslek hastalıkları açısından sigortalı saymıştır. Aday çırak, çırak ve işletmelerde meslek eğitimi gören öğrencilerin uğradıkları kaza iş kazası sayılacaktır.

Sosyal Güvenlik Destek Primi ödeyenler (5510/5.d), Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme eğitimine katılan kursiyerler, iş kazası sigortasından sağlanan yardımlardan (5510/5.e) yararlanabileceklerdir.

Keza, Yargıtay piyasa hamalı sayılmayan bir kimsenin haftada üç gün işverenin direktifi altında çalışmasını, sigortalı sayılmanın "zaman" ve "bağımlılık" unsurlarının oluşması bakımından yeterli bulmuş ve bu kişinin uğramış olduğu kazayı, iş kazası olarak nitelendirmiştir. Yine Yargıtay'a göre, işveren çağırdıkça işbaşı yapan, piyasa hamalı olmayıp sadece bir işverene bağımlı olarak çalışan hamalı işçi sayılmakta; dolayısıyla uğradığı kazayı iş kazası olarak kabul etmektedir.

Öte yandan; bir kimse işyerine arkadaşını ziyaret amacıyla geldiği sırada bir kaza geçirdiğinde, sigortalı olmadığı için, bu olay da iş kazası olarak nitelendirilemez.

2. Uğranılan kazanın yer ve zaman itibariyle 5510 sayılı kanunun 13. maddesinde belirtilen hususlardan birinde meydana gelmesi:

İş kazası, sigortalıyı bedenen ya da ruhen özüre uğratan yahut ölümüne neden olan olayın dıştan gelen bir etkenle meydana gelmiş olmasının gerekip gerekmediği konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. İş hukuku öğretisinde bir görüşe göre, kaza, mağdurun vücut bütünlüğüne, dıştan gelen bir etken sonucu meydana gelmelidir. İşyerinde meydana gelen patlama, bir maddenin üzerine düşmesi, kimyasal maddeden zehirlenme, elektrik cereyanına kapılma, yüksekten düşme gibi. Buna karşılık, işyerinde meydana gelmiş olmasa dahi sigortalının kronik kalp yetmezliği veya beyin anevrizması sonucu ölümü dışarıdan gelen bir etkenle bir ölüm şekli olmadığı halde Yargıtay iş kazası olarak kabul etmiştir.

Diğer bir sorun da, meydana gelen iş kazası olayının sigortalı tarafından istenilmemiş, olmasının gerekip gerekmediği konusunda da öğretide farklı görüşlerin var olmasıdır.

Sigortalının kendi kusuru sonucu uğradığı kaza da iş kazası sayılır. Sigortalının kastı, bir olayın iş kazası sayılmasına engel değildir. Gerçekten, mülga 506 sayılı SSK. madde, 110'da, kastı yüzünden iş kazasına uğrayan sigortalıdan söz edilmekte ve böylece sigortalı tarafından istenerek gerçekleştirilen bir olayın, iş kazası sayılmasını engellemeyeceği açıkça ifade edilmektedir. 5510 sayılı yasanın 22/c maddesi "Kasdî bir hareketi yüzünden iş kazasına uğrayan, meslek hastalığına tutulan, hastalanan veya Kurumun yazılı bildirimine rağmen teklif edilen tedaviyi kabul etmeyen sigortalıya, yarısı tutarında ödenir." demekle, bir sigortalının, kasten (örneğin intihar) iş kazasına uğraması halinde bu durumu yine iş kazası olarak kabul etmektedir. Nitekim, söz konusu maddedeki sigortalının kastı, madde de belirtildiği üzere sadece Kurumca yapılacak parasal yardımların kapsamını etkilemekte; sağlık yardımları açısından olumsuz bir sonuç doğurmamaktadır. Sigortalının kastı olayın iş kazası olarak nitelendirilmesine engel görünse idi, sağlık yardımlarının yapılması söz konusu olmazdı. Belirtilen nedenle Yargıtay da, sigortalının işyerinde intihar etmesini iş kazası olarak kabul etmiştir. Yargıtaya göre, "... intihar eylemi eğer işyerinde gerçekleşmiş ise, olayın salt işyerinde meydana gelmesi durumunda bile, intihar eden sigortalının gördüğü işle ilgili ve işverenin kusurundan kaynaklanmamış olmasına rağmen 506 sayılı Yasanın 110. maddesi açıklığı gereği olay yine iş kazasıdır" denilmiştir. [Yarg.10.HD., 5.7.2004 tarih ve 4465/6425 sayılı, aynı yönde, Yarg.10.HD., 29.3.1979 tarih ve 8413/2759 sayılı kararları] Bu örnek, iş kazasında zarar verici olayın mutlaka dıştan gelmesinin gerekmediğini, sigortalı tarafından istenerek gerçekleşebileceğini göstermektedir.

1) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada kazaya uğraması

5510 sayılı kanunun 13/a. maddesine göre, "sigortalının işyerinde bulunduğu sırada" bedenen veya ruhen özüre uğraması iş kazası olarak nitelendirilir. İşyeri, sözü edilen Kanunun 11. maddesinde, sigortalı sayılanların maddî olan ve olmayan unsurlar ile birlikte işlerini yaptıkları yerler "işyeri" olarak tanımlanmış ve işyerinde üretilen mal veya verilen hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen işyerine bağlı yerler, dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden veya meslek eğitimi yerleri, avlu ve büro gibi diğer eklentiler ile araçlar da işyerinden işyerinden sayılmış bulunmaktadır.

Bu duruma göre, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, örneğin avluda koşarken düşmesi sonucu bedence sakatlanması veya yemekhanede kavga etmesi sonucu yaralanması yahut dinlenme yerinde, herhangi bir şahıs tarafından tabanca ile vurulması veya "işyerinde intihar etmesi" veya işyeri sınırları içerisinde bulunan havuz gibi yerlerde boğulma sebebiyle ölüm halleri iş kazası sayılmaktadır. [Yarg. 21.HD., 1.7.2004 tarih, 6433/6503sayılı karar]

Yasadaki bu düzenleme ile ortaya çıkabilecek kazaların büyük bir bölümünü iş kazası olarak kabul edilmiş dolayısıyla sigortalıya geniş bir koruma sağlanmıştır. Sigortalının hangi nedenle olursa olsun, işyerinde bulunduğu sırada uğradığı her kaza, diğer unsurlar da birlikte ise iş kazası olarak kabul edilecektir. Diğer bir anlatımla, bir işçi, işyerine veya eklentilerine ayağını bastığı andan, işyerini ayrıldığı ana kadar, çalışır durumda olsun olmasın, işverenin otoritesi altında olsun veya olmasın meydana gelen olay iş kazasıdır. Örnek olarak, Yargıtay bir kararında; bir işyerinde yıkanma yerleri yani sigortalıların kişisel vücut temizliğinin yapıldığı yerlerin işyeri olarak kabul edildiğine göre, işverenin işyerinde çalışan ve geceleri de işyerinde kalan sigortalılar için özel yıkanma yerleri hazırlamadığı bu nedenle kazalı sigortalının zorunlu olarak işyerinde bulunan "dereye" girerek yıkandığı yeri işyeri eklentisi saymış ve derede meydana gelen olayı iş kazası saymıştır. ( Yarg. GHK. 6.07.2005 tarih ve 2005/10-444, 2005/449 sayılı kararı)

İşçinin uğradığı kazanın mutlaka iş saatleri içinde meydana gelmesi de gerekli değildir. İşyerinde meydana gelen olay ile zarar arasında bir illiyet bağı bulunması iş kazası açısından yeterlidir; bunun için başka bir unsur aramaya gerek yoktur. Zira, kaza işin sonucu olmalıdır. Nitekim, Yargıtay bir kararında: "… fren balans ayarı servis işyerinde çalışırken, fren ayarını yaptığı aracın, krikonun kayması ile üzerine düşmesi sonucunda ölümle sonuçlanan olayın, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada ve ayrıca işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelmiş olması olgusu karşısında; iş bu ölüm olayı, belirgin biçimde 506 sayılı Kanun madde 11/A-a,b çerçevesinde iş kazasıdır" denilmiştir. Yargıtay'ın başka bir kararında ise, "506 sayılı Kanunun 11/A-a,b hükmü gereği, sigortalının işyerinde çalışırken ve işverenin işini yaparken öldüğü sabit olduğuna göre ölümün iş kazası sonucu meydana geldiğinin kabulü yerine, işyerinde sarhoş çalışırken öldüğünü gözönüne alıp olayın iş kazası sayılmayacağına karar verilmesi doğru değildir." denilmekle işyerinde meydana gelen her türlü olayı iş kazası olarak kabul etmektedir. (Yarg. 9. HD., 23.3.1992 tarihli, 1991-12579/1992-3624 sayılı kararı).

Bu bakımdan, örneğin grev esnasında greve katılan bir işçinin herhangi bir nedenle işyerinde uğradığı kaza da hiç kuşkusuz iş kazası olarak kabul edilmesi gerekir. Bu durumda kaza ile iş arasında ilgi aranmaması gerekir. Çünkü, yukarıda da sözü edildiği gibi, işçi işyerine ayak bastığı andan, işyerini terk edeceği ana kadar, çalışır durumda olsun olmasın korunmaktadır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, sigortalının mezbahane işyerinde kesim yaparken bıçağı bacağına kaçırıp kan kaybından ölmesi olayını, "sarhoş vaziyette kesim yaptığından" iş kazası saymayan iş mahkemesi kararını bozmuştur. Yargıtay, "...sigortalının işyerinde çalışırken ve işverenin işini yaparken öldüğü sabit olduğuna göre, ölümün iş kazası sonucu meydana geldiğinin kabulü yerine, işyerinde sarhoş çalışırken öldüğünü gözönüne alıp olayın iş kazası sayılamayacağına karar vermesi"ni isabetsiz bulmuş ve aksi yöndeki yerel mahkeme kararını bozmuştur. [Y10HD., 23.3.1992, 1991-12579/ 1992-3624] Yargıtay'ın bu kararı, yasadaki iş kazası tanımına tamamen uygundur. Olay, işyerinde meydana geldiğine ve zarar bu olay sonucunda gerçekleştiğine göre, bunun için başka bir unsurun aranmaması gerekir.

Özetle, işyerinde, sigortalının ara dinlenmesinde top oynarken ayağını burkması, işyerinde bulunan havuzda yüzerken boğulması, üçüncü bir şahıs tarafından vurulması gibi olaylar da iş kazasıdır. Yasa koyucunun madde metninde yer verdiği anlatım, işyerinde meydana gelen kazalar arasında herhangi bir ayrım yapmayarak tüm kazaları iş kazası olarak nitelendirmek istediğini göstermektedir.

Sorularınız için: selmandoganigu@gmail.com

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları