15/10/2018

KADINCA KARARINCA SİYASET

25 Kasım 2013 - 00:00
KADINCA KARARINCA SİYASET

Kadınların Siyasetten anladıkları ile erkeklerin anladıkları farkındalık taşımıyor. Sadece bize ceketler büyük geliyor. Erkeklere etekler dar... CHP Bolu Beldiye Başkan Adayı Mehtap Özcan Mısırlıoğlu ile siyaset ve kadın üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Haber: Elif SARIHAN

Hukuken eşit olabilir yâda bazı özel durumlarda ama genele baktığınızda bu ne kadar telaffuz edilse de kadın ve erkek eşit değil. Evde kadın olmak, işyerinde çalışmak ve kadın olarak siyaset yapmak emin olun zor zanaat hele de bu devirde. Kadınların Siyasetten anladıkları ile erkeklerin anladıkları farkındalık taşımıyor. Sadece bize ceketler büyük geliyor. Erkeklere etekler dar... Kadınların siyaset anlayışı ile benliklerine kazılmış olan fedakârlık yine vazgeçilmezleri oluyor. Kimi siyasetçiler de bunu çok iyi kullanıyor. Siz duygusalsınız yapamazsınız diye kestirip atılan işler, hani büyüklerin lafı vardır "Günün günü var günün sonu var" o sözler kulaklarda çınlıyor. Kadın ve siyaset üzerine CHP Bolu Belediye Başkan Adayı Mehtap Özcan Mısırlıoğlu ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Mehtap Özcan Mısırlıoğlu kimdir?

"Mehtap Özcan Mısırlıoğlu 1979 yılında Bolu'da doğmuş. İlk, orta ve lise eğitimini Bolu'da tamamlamış bir kişidir. 1996 Yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde eğitime başladım. 2000 yılında bitirdim. O tarihte üniversitede yüksek lisansı kazanmıştım. Üniversitedeki akademik kariyerime devam edecektim. Ama sonrasında çok ani bir kararla doğduğum şehre geri dönme kararı aldım. Malum o tarihte deprem olmuştu. 99 depremini geçirmişti Bolu. Bolu'da bir sürü binalar, güçlendirmeydi, binaların yıkımıydı, birçok kamu kurum ve kuruluşların hasarıydı. O tarihte depremin verdiği hasarın neticesinde de bende bir mimar olarak Bolu'ya geri dönmem gerektiğini düşündüm ve döndüm. Sonrasında burada yaklaşık 2–2,5 yıl özel bir şirkette kontrol mühendisi olarak çalıştım. 50. Yıl ve 100. yıl Ortaokulu'nda yaklaşık 2 yıl kontrol mühendisi olarak görev yaptım. O okulların temelinden çatısına kadar her aşamasını kontrolünü yaparak ta şantiye tecrübesiyle başladım aslında mesleğe. 2002 yılından sonra da o zaman nişanlım olan şimdi de eşim olan Hakan Bey ve abisi ile birlikte üçümüz bir aile şirketi kurduk. 2 mimar ve bir mühendisten oluşan. Yaklaşık 11 yıldır da aile şirketimizde de mimarlık mühendislik inşaat işleriyle çalışmalarımıza devam ediyoruz. 2003 yılında evlendim ben. Yaklaşık 11 yıllık bir evliliğim var. Bu evliliğimden de, 7 yaşında Ceylin adında bir kızım ve 4 yaşında da Atahan isimli bir oğlum var. Ben bir kadın olarak evliliği yerine getiren bir kadınım. Mutlu bir ailem var. Anlayışlı bir eşim var. Çok sevdiğim 2 çocuğum var. Tabi anneler için çocuklar çok önemlidir ve kıymetlidir. Aslında anne hayatını çocuklara göre sürdürür ve devam eder. Benimde siyasette aktif olarak göreve almamın sebeplerinden biri de çocuklarım. Etrafımdaki herkesin çocukları. Ben bu amaçla aslında siyasete başladım. Çocuklarımız bizim her şeyimiz. Çocuklarımız bizim geleceğimiz. Ama çocuklarımızın iyi bir Bolu'da yaşaması iyi bir Türkiye'de yaşaması her anne ve babanın istediği ortak bir düşünce. Bende çocuklarım la ilgili başka ailelerin çocuklarıyla ilgili kaygı duyduğum için siyasete başlamamın nedenlerinden biridir. Tabi ki siyaset gönül verme işidir. Duyarlı kalma işidir, yaşadığın şehre ve memleket meselelerine. Ben duyarlı bir vatandaş olduğum için de siyasetteyim. Bir de Halkın içinde olabilmek, halkla bir arada olabilmek, vatandaşın bir derdine sıkıntısında, acılı bir günde yanında olabilmek benim hayatım boyunca doğduğumdan itibaren hep memnun olduğum bir şeydi. O yüzden de siyasette olmam gerektiğini hep düşündüm. 2008 yılında da CHP çok aktif bir şekilde siyasete başladım. 2006 yılında çok kısa bir süreliğine Doğru Yol Partisi'nde ilçe yönetim kurulu üyeliğim vardı. Çok aktif değildim o dönemde. Sonra kızımı dünyaya getirdim. Hayat düşüncem, ülke ve memleket değerlerine bakışım dolayısıyla da CHP'nin benim yuvam olduğunu ve burada siyaset yapmam gerektiğini düşündüğüm içinde bu partideyim. Yaklaşık 6 yılda uzun bir yol kat ettim kendi şahsım adına. Meclis üyesi adayı olarak başladım aslında siyasete. Belki 2009 yerel seçimlerinde çok iyi bir yerde değildim. Ama siyaset uzun solukludur. İnsanların önce sizi yakından tanıması gerekir. Bunu da çok iyi biliyorum. 2009 yılında yerim çok iyi olmamasına rağmen ben partili olmanın, orada birçok insanla tanışmış olmanın ve bir şeyleri yapabilme çabasında olabilmenin de çok mutluluk verici olduğunu gördüm. O yüzden ben siyasette devam edeceğim ve hedeflerim doğrultusunda ilerleyeceğim kararını almıştım. Daha sonra yerel seçimlerden sonra, 2 dönem il yönetim kurulu üyeliğine seçildik. Önce atamayla daha sonra seçimle. 2011 yılında da, çok hızlı bir kararla benim açımdan, Milletvekili aday adaylığını çok düşünmüyordum ben şahsım adına. Benim mesleğim itibariyle düşüncem hep belediyeye yönelikti. Milletvekili adaylığı benim için hep ikinci plandaydı ama çok hızlı bir kararla 2011'in Ocak Ayı'nın hemen ilk başında böyle bir karar aldım. Önce Milletvekili aday adayıyım dedim. Daha sonra partililerimizin yaptığı seçim sonrasında da 2'inci sıra milletvekili olarak ta Bolu Halkı'na kendimi tanıtma fırsatım oldu. Tabi ki CHP'nin yıllardır bir milletvekili çıkartamamış olması da bir gerçekti. Çok çalışmamız gerekiyordu. Bu çalışmanın sonucunda da bir milletvekili çıkartmanın Bolu'da bir değişim olacağını ve bir başarı olacağını ve bunun devamının geleceğine inanmıştık biz tüm örgüt olarak. Bu bunun gereğini de yerine getirmek olarak gecemizi gündüzümüze katarak. Yoğun bir çalışma sergiledik. Tabi bizler ismimizi duyurduk görünen kahramanlardık belki. Ama bizim arkamızda bizimle beraber çalışan çok görünmez kahraman arkadaşımız vardı. Onlarla başardık. Yani bugün milletvekilimiz de varsa, tüm bu arkadaşlarımızın sayesinde oldu. Tabi ki 2011 Milletvekili seçimlerinin hemen o akşamında, Tanju Bey Milletvekili seçildi ama tüm örgüt bana şu mesajı verdi o akşam. Çok iyi hatırlıyorum Belediye önünde. Biz seni milletvekili seçemedik ama, hiç merak etme senin Belediye Başkanı olmanı canı gönülden istiyoruz ve bunun için ne yapmamız gerekiyorsa canı gönülden yapacağız demişlerdi. 2011 yılında örgütümün benim belediye başkanı olmamı istediklerini biliyordum. O yüzden de aslında belediye başkan aday adaylığını çok ta düşünmedim istiyordum hayalimdi. Üniversite yıllarında hayal etmiştim. Bir gün doğduğum büyüdüğüm şehre belediye başkanı olacağım diye. Bu hayallerim noktasında da hedefime doğru yürüdüm. Aday adaylığı sürecinde uzun bir zaman geçirdik. Çok destekçim vardı parti içinde, parti dışında kamuoyunda. Bu desteğin sonucu olarak ta CHP Bolu Belediye Başkan Adayı olarak ta kamuoyunun karşısındayım."

Evde bir kadın annesiniz, işte patronsunuz, siyasette de CHP Bolu Belediye Başkanı adayısınız. Bu süreçte sizi en çok ne zorluyor?

"Şunu her zaman söylüyorum. Yaşım itibari ile gençlerin, cinsiyetim ile kadınların, çalışan kimliğim ile emekçilerin ve mimar kimliğimle de kentlerin temsilcisi olmak istiyorum diye. Evimin kadınıyım, evimde çoğu işi kendim yaparım. Gece belli bir saatten sonra bile eve gelsem sorumluluklarımı yerine getiren bir ev hanımıyım her şeyden önce. Sabah kalkarım onların kahvaltılarını hazırlarım. Çocuklarımı giydirip okula bırakarak güne başlarım. İş kadınıyım. Belli bir saatte büroma vakit ayırıp en azından işlerimi toparlamak için de zaman ayırıyorum. Ama siyasetin çok ciddi bir emek ve zaman gerektirdiğini bildiğim için günümün çoğu vaktini siyasete ayırıyorum. Bu söylediklerime günde iki saatimi ayırıyorum belki ama geri kalan tüm zamanımı siyasete ayırıyorum. Beni en çok yoran çocuklarımdan ayrı kalmak, çocuklarıma çok fazla zaman ayıramamak. Aslında beni en çok zorlayan bu. Onun dışında her şeyin üstesinden gelecek bir yapıya sahibim. Aslında tüm kadınlar böyle bir yapıya sahip. Mutlu oldukları zaman, hayattan beklentilerini doğru ifade ettikleri zaman ve karşı tarafa doğru anlattıkları zaman kadınlar her şeyi başarabilecek güçte ben bunu çok iyi biliyorum. O yüzden de bir çok şeyi başarabiliyoruz. Çocuklarımdan ayrı kalıyorum günün belli saatleri dışında çok göremiyorum ama çocuklarımızın iyi bir Bolu'da yaşaması için de belki bunun olması gerekiyor. Bende, ailemde, çocuklarımda bu durumu anlayışla karşılıyoruz. "

Toplumsal yaşamda erkeklerle eşit olma mücadelesi gösteren kadınlar siyasette aradığı eşitliği bulabiliyor mu?

"Tabiî ki siyasette zorlandığım zamanlar oldu. CHP'de siyaset yapıyorum ve bizim partimizde kadına daha çok önem veriliyor. Ne olursa olsun kadından belediye başkanı olur mu, kadından şu görev olur mu tartışmalarını günümüzde maalesef yaşıyoruz. Özellikle son yaşanan ülke gündeminde kadınlarımıza, kızlarımıza ikinci hatta üçüncü sınıf insan yapılma çalışmalarını kabul etme şansım hiç yok. Kadın üç çocukta doğurabilir beş çocukta doğurabilir. Önemli olan kadının kaç çocuk doğurduğu değil, önemli olan bakabilecek kadar çocuk doğurması, iyi bir eğitim vermesi, onun topluma yararlı bir evlat haline getirebilmesi. Bana göre önemli olan bu. Çok çocuklu olmayı kim istemez. Benim tek bir kardeşim var, üç beşkardeşim olsa idi çok daha iyi olurdu. Ne kadar kalabalık bir aile olsak o kadar iyi olurdu ben bunun bilincindeyim. Yaşam şartlarımız, maddi imkanlarımız bizim üç çocuk yapmaya engelse de bırakın bir çocuğumuz olsun ama iyi bir Türkiye'de yaşasın. Kadınlarımız da çocuk doğurma mekanizması olarak görülmesin. Ben bunu kabul edemem. Şu anki mevcut siyasi konjektüre baktığımızda kadınlarımız maalesef evinde çocuğunu büyüten, eşine hanımlık yapan, evinin kadını olan insanlar olarak bakılıyor. Kadın evinin kadının olabilir, çocuklarının annesi olabilir, ama iş kadını da olmalı, siyasetçide olmalı. Bunda hiçbir engel yok. O yüzden bu tartışmalara Türkiye'de kadına bu gözle bakılan bu iktidara bu yüzden karşıyım. Birde şunu söylemek lazım. Günümüzde kız erkek tartışmaları yaşanıyor, biz Müslüman bir toplumda yaşıyoruz ve şükürler olsun ibadetlerimizi yerine getiren insanlarız. Yaptığımız ibadetlerimiz Allah ile kul arasındadır. Bugün şu tartışmalarda kız erkek aynı evde kalmamalılar, ayrı sınıflarda okumalılar, koridorları bile ayrılmalı gibi tartışmaları son derece yersiz buluyorum. İstanbul'da öğrencilik yaptım. Evde tek başıma kaldım. Kız erkek birlikte kalan çok ta insana rastlamadım. Toplumda yoğun bir şekilde rastladığımız bir şey değil. Eğer yaşayanlar varsa da bu onların tercihi. Kız erkek öğrencilerimiz birlikte ders çalışabilir. Aynı sınıfta eğitim görebilir. Aynı kafelerde oturabilir çayını içebilir sohbetini yapabilir. Aynı evde sohbette edebilirler. Bana göre bunda sakınca yok. Birey 18 yaşını geçmişse zaten kendi kararlarını verebilir. Hayata bakış açısı mutlaka vardır gençlerimizin ve kendi kararlarını kendileri verebilirler. Şu anki iktidar da kadına kızlarımıza yapılanların hakaret olduğunu düşünüyorum. Genç kızlarımız kendi namus bekçiliğini kendi yapar. Bu ülkedeki yöneticilere ve Başbakan'a kalmamıştır. Ben bu kanaatteyim."

Kadın sorunlarında aşılması en zor olan işgücü ve istihdam konusu mu?

"Kesinlikle. Çok geziyorum kadınların olduğu ortamlara çok fazla giriyorum. Bolu'da ve tüm Türkiye'de en büyük sıkıntı şu; Kadın evlenmiş, belki evlendiği tarihte çalışıyormuş fakat çocuğu olunca işi bırakmak zorunda kalmış. Çünkü çocuğunu bırakabileceği kimse yok. Maaş olarak ta yeterli gücü olmadığından dolayı çocuğunu kreşe bırakamamış, bırakamadığı için de çalışma hayatına katılamamış. Bu yüzden bana göre en büyük sorun kadınlarımıza iş imkanı yaratmayı sağlamak, bunu sağlarken de çocuklarımızın da onların çocuklarının da birileri tarafından bakılabilmesini de sağlamak. Bunları anlatmamız bunlarla ilgili kadınlarımıza preje üretmemiz lazım. Okulu bitiremeyen kadınlarımızdan okulu tamamlamak isteyenlere okullarını tamamlama noktasında yardımcı olacağız. Belediye Başkanı olduğum zaman bu konuda öncülük yapacağım. Mahalle evleri projemde de bunların hepsini kapsamlı olarak anlatacağım. El işleri ile ilgili kurslar verip eğitim almalarını istiyorum. Kendi yaptıkları ürünleri belediye aracılığı ile satabilmelerinin önünü açacağız. Bu şekilde aile bütçesine de katkı da bulunabilecekler. Kadınlarımızın sosyal hayata katılması noktasında mahalleler arası kadınları kaynaştıracak programlar oluşturmamız lazım. Kadınlarımızın kadın olarak her şeyi yapabileceğinin bilincinde ve farkında olması lazım. Bizim amacımız öncelikle kadınlar ve akabinde çocuklarımız olacak. "

CHP Kadın Kollarının ne gibi çalışmaları var?

"Her hafta düzenli olarak hastane ziyaretleri gerçekleştiriyorlar. Vakti olan bütün kadın arkadaşlarımız benim saha çalışmalarıma yardımcı oluyorlar. Milletvekilimizle programlara katılıyorlar. Belli bir yaşın üzerindeki partililerimizin de yardımcı olmak için elini taşın altına koymaları bizim çok hoşumuza gidiyor. Yorulmak nedir bilmiyorlar. Bizlere çok inanıyorlar güveniyorlar bizde onların tecrübesinden faydalanıyoruz. "

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.