20/11/2019

BENİ ÖLDÜRECEKLER!

27 Ocak 2014 - 00:00
BENİ ÖLDÜRECEKLER!

Bolu'nun sevilen ve önde gelen iş adamlarından Naci Keskin hunharca işlenen bir cinayet sonucu yaklaşık 6 ay önce hayatını kaybetti. Keskin'in ölüm haberi sevenlerini yasa boğdu. Naci Keskin cinayet duruşması bu gün Bolu Adliyesinde Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Olayın sanığı olarak ifade veren Hakan Yılmaz hakkındaki suçlamaları kabul etmezken Yılmaz'ın olaydan sonra elinin yaralanmasıyla ilgili çevresindeki insanlara verdiği çelişkili ifadeler dikkat çekti.

HABER: ZEKERİYA ERCİVAN

Bolunun sevilen işadamlarından biri olan Naci Keskin'in evinin önünde ölü bulunmasının ardından cinayetin ayrıntıları bir bir su yüzüne çıkmaya başladı. Naci Keskin cinayeti davasında verilen ifadelerlerde ilginç ayrıntılar ortaya çıktı. Davada sanık Hakan Yılmaz'ın çelişkili beyanları dikkat çekti. mahkemede şu tanık ifadeleri dikkat çekti;

BEN KİMSEYİ ÖLDÜRMEDİM

Hakan Yılmaz (Sanık)

Üzerime atılı olan suçlamayı kabul etmiyorum. Ben kimseyi gasp etmedim, kimseyi öldürmedim, böyle bir yapıya sahip olan biri değilim. Olay tarihinde bir arkadaşımdan aldığım arabayla geziyordum. sanayide bulunan bir iş yerine gittim oradan çıkıp büfeye gidecektim ancak eski kasa Passat marka otomobil dikkatimi çekti. Araçtan kar maskeli bir şahıs indi bu şahıs tekrar arabanın arka tarafına binice durumdan şüphelendim. Daha sonra büfeye gitmek için tekrar hareket ettim.

ALTIN ZİNCİRİ VE SİLAHI PARMAK İZLERİM NEDENİYLE ALDIM

Naci Keskin'in evinin yakınlarında köpek sesi duydum, şüphelenip baktığımda gördüğüm aracın orada olduğunu fark ettim. Benim otomobili izlediğimi orada bulunan şahıslardan biri gördü önüme geçerek "Nereye gidiyorsun" dedi. "Eve gidiyorum" dedim ama kurtulamadım bana engel olmaya çalıştı. Ak saçlı 45 yaşlarında bir şahıs elinde bıçakla bana saldırdı. Elimden yaralandım. Ben olay yerine geldiğimde şahısların laptopu kırıp bagaja attıklarını gördüm. Maktulü görmedim daha sonra beni tehdit ederek araca bindirdiler. 5 kişiydiler. Tabancaları vardı. Araçta maktulün silahını gördüm benim silahı gördüğümü onlar görmedi bende elim silaha değdiği için orada bırakmamak için diğerlerine fark ettirmeden silahı koltuğun arka tarafından aldım. Maktülün altın zincirini de yine parmak izim kalmasın diye ben aldım.

ARABADA Kİ KAN İZLERİMİ SİLMEK İSTEDİM

Şahıslar beni daha sonra Sümer mezarlığı yakınlarında indirdiler kendileri de fidanlık yoluna doğru hareket ettiler. Bende orada arkadaşım Gökhan Karadöl'ü aradım. Yaşadığım olayı anlattım oda bana ben Yeniçağa'dayım 45 dakikaya geliyorum dedi fakat 15 dakika sonra yanıma geldi. Ben köydeki evde cüzdanımı unuttuğumu söylediğim için onunla birlikte Piroğlu Köyündeki evimize gittim. Ben eve girdim Gökhan kapıda bekledi. Ben pantolonumu gömleğimi değiştirdim Gökhan beni tekrar şehir merkezine bıraktı. Ben Sümer Mezarlığı'nın bulunduğu alanda fidanlıkta maktulün aracını aradım arabada benim kan izlerim olduğu için benden şüphelenilmesinden kan izlerimi silmek için aracı aramaya başladım. Aracı buldum ve kan izlerimi silmeye çalıştım sonra eve geldim. Ben cezaevine girdikten sonra köydeki evimizde bulunan eşyaları ben götürmedim bu eşyaları tanık olan Gökhan ve İbrahim götürmüş olabilir, onlardan şüpheleniyorum. Ben maktulü hiç bir zaman para için tehdit etmedim. Olaydan sonra bazı kişilere vermiş olduğum para köpek bahsinden kazandığım 3200 Euro para vardı. Ben maktulün parasını almadım hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum.

POLİSLERİ SEVMEM!

Yılmaz'ın ifadelerinin ardından şikayetçi Avukatı Sinan Barut Yılmaz'a bahis paralarının hangi hesapta olduğunu sordu. Barut ayrıca aracı fidanlıkta bulacağını nerden bildiğini ve durumu polis değil de arkadaşına anlattığını sordu. Yılmaz şikayetçi avukatı Barut'a şu cevapları verdi " Köpek bahsinden kazandığım para Servet Ulutürk isimli arkadaşımın İNG Bank hesabına yatmıştır. Aracın fidanlık yönünde gitmesi nedeniyle o taraftan şüphelendim ve o alanda bulabileceğimi tahmin ettim. Olayı arkadaşıma haber veremeyi daha uygun buldum polise haber vermek istemedim polisleri sevmem.

HİÇ BİR ŞEY DUYMADIM

İbojka Keskin ( Naci Kesin'in eşi)

Olay gecesinden önce eşime yönelik hiç bir tehdit yada husumet olduğunu görmedim duymadım. Olay gecesi de hiç bir şey duymadım. O akşam Naci eve akşam yemeği yemek için geldi. Akşam saat 18.00 saralarında geldi saat 21.00'e kadar oturduk sonra sanayide bulunan yazıhanesine doğru gideceğini söyledi. Nilüfer Turizm'in devri sonrası yeni Ulusoy firması ile anlaşılmıştı yeni yazıhane açılacaktı o konuyla ilgili çalışıyordu. Bir gece öncesinde de sabah 04.00'de gelmişti o yüzden gece gelmeyince kendisini arayıp rahatsız etmek istemedim. Yanında Okan Tur'dan Nihat Özdemir vardı. Onu aradım sonra eşimi aradım cep telefonun bir açık biri kapalıydı. Evin kapısının önde eşimi kanlar içinde gördüm.

BAYA STRESLİ VE YORGUNDU

Ghüll Edit Keskin (Naci Keskin'in Kızı)

Olay akşamı arkadaşlım Ayşegül Songül Demir'le evde oturuyordum. Babam akşam eve geldikten sonra annemle birlikte yemek yedi daha sonra babamın evden kaçta çıktığını bilmiyorum. Annem sabah telaşla odama grip babanı öldürüp bahçeye atmışlar gibi bir şey söyledi. Annemle Ayşe aşağıya indiler ben ilk önce aşağıya inemedim ancak babama pencereden bakabildim. Babam kendisini tehdit eden birilerinden bahsetmedi ancak son zamanlarda Nilüfer'i kapatıp Ulusoy açılacağı için yorgun ve stresliydi.

KIZ ARKADAŞIMIN ALACAĞI NEDENİYLE TANIDIM

Gökhan Karadöl (Hakan Yılmaz'ın arkadaşı)

Ben Hakan Yılmaz'ı yaklaşık bir ay önce kız arkadaşım aracılığıyla tanıdım. Kız arkadaşımın kendisinden 300 TL alacağı vardı kendisinden bu parayı almamış aralarında küfürleşmeler olmuş benden bu konu hakkında kız arkadaşım yardım istedi. bende Hakan'la bu borç meselesi yüzünden konuştum. Kendisinin bu borcu ödemesini istedim. Bir aylık zaman diliminde kendisiyle bu borç meselesi nedeniyle sıklıkla görüştük, mesajlaştık. Olayın yaşandığı akşamda mesajlaştık. Bana bu gece uyuma bu gece maaşımı çekip sana bu parayı ödeyeceğim dedi. Uyursan da ben seni uyandırırım dedi. O gece uyumadım arkadaşlarım ve kız arkadaşlarım benim evimdeydik. Sabah 05.30-06.00 civarında beni aradı ve bana borcunu ödeyeceğini söyledi. Araçla kendisini alıp alamayacağımı sordu. Bende alırım dedim. Kendisini Sümer mezarlığının bulunduğu alandan aldım. Karşılaştığımızda eli kanıyordu. Elini arabasının altına vurduğunu ve kartel elimi kesti dedi.Kendisine peçete verdim. Kimliğine köyde unuttuğunu söyledi kendisini köye götürdüm ben araçtan inmedim kendisini aracımın içinde bekledim. Dönüşte bana kız arkadaşımın 300 TL borcu için 100 Euro ve 50 TL para verdi. Ben Hakan Yeniçağa'dayım filan demedim. Köydeki evden çıktıktan sonra kendisini hastaneye götüreyim dedim ama gitmek istemedi. Sonrada kendisini Sümer Mahallesine bıraktım. 2 gün sonra polisler geldiğinde yaşadığım her şeyi anlattım. Naci Keskin'i tanımıyorum. Hakan bana hiç bir şekilde kendisine 3-5 kişinin saldırdığını söylemedi.

CEP TELEFONUNU KİME SATTIĞIMIZI HATIRLAMIYORUM

Faruk Özpolat (Özpolat Cep Telefonu Alım Satımı Yapılan İşyerinde Çalışan)

Özpolat adlı işyerinde çalışıyorum, daha doğrusu işyeri ağabeyime aittir. Sanığı ve müştekileri tanımıyorum. Olaydan sonra polisler sanık şahsın cep telefonunun bizim işyerimizden satın alındığını söylediler. Seyfi Aydemir'e ait olan sözleşmeyi kendilerine verdik. ikinci el cep telefonu satışında sözleşme yapmadığımız için bu telefonu kime sattığımızı hatırlamıyorum.

NACİ KESKİN'İN EŞYALARI 15 GÜN SONRA ORTAYA ÇIKTI!

Hikmet Yılmaz ( Hakan Yılmaz'ın Annesi)

Sanık Hakan Yılmaz benim oğlum olur. Kendimde oğlumda fabrikada çalıştığı için pazar günleri hariç birbirimizi zor görüyoruz. Bu nedenle cumartesi günü oğlum Hakanı görmedim. Kendisini pazar günü gördüm elinin yaralı olduğunu gördüğümde ne olduğunu sordum bana fabrikada yaralandığını söyledi. Bana başka bir şeyden bahsetmedi oğlumun birilerine borcu olup olmadığını bilmiyorum. Bahisten bize para kazandığını söylüyordu. Kendisine defalarda iddia oynamamasını bahis oyunları oynamamasını söyledik ama vazgeçiremedim. Olaydan sonra oğlum tutuklandıktan sonra herkes bir paradan bahsettiği için hem şehir merkezindeki hem de köydeki evi para saklanılıp saklanılmadığını kontrol etmek için didik didik aradım ancak bir şey bulamadım. Maktule ait eşyalara oğlum tutuklandıktan 10-15 gün sonra tekrar köydeki evden çıktı eşyaları da eşim gördü ve polise haber verdi.

İNTİHAR ETTİĞİNE İNANMADIM

Muzaffer Çimen ( Naci Keskin'in arkadaşı)

Merhumla o gece sanayideki yazıhanesinde birlikteydik. Kendisi yıllardır arkadaşım olur. Kendim otobüs şoförlüğü otobüs işletmeciliği yaparım. Naci bana yeni kurulacak olan Ulusoy firması ile ilgili iş teklifinde bulundu bende o zaman diliminde hastam olduğunu söyleyerek kabul etmedim. Gece 02-00-03.00 civarında yazıhaneden birlikte ayrıldık. Sabah yeğenim beni aradı Naci Keskin'in intihar ettiğini söyledi inanmadım kendi canına kıyacak adam değildi.

ELİME PORTİF DÜŞTÜ DEDİ

Büşra Yılmaz ( Hakan Yılmaz'ın Kardeşi)

Hakan Yılmaz benim ağabeyim. Kendisi cumartesi günü eve geldiğinde annem babam işteydi. Ben ağabeyimin eve geldiğinde uyuyordum. Kalktığımda kanepede kendisini yatarken gördüm elinin yaralı olduğunu fark ettim. Eline ne olduğunu sorduğumda işyerinde eline portif düştüğünü söyledi. Bende elini tedavi etmek için bakkala gidip sargı bezi ve yara bandı aldım. Ben akşam annemle buluştuğumuzda ananeme ağabeyimin elini kesildiğini söyledim annem hemen ağbeyimi aradı ama annem o gün ağabeyimle görüşmedi. Ağabeyimin kimlere borcunun olup olmadığını bilmiyorum.Bazı internet sitlerinden bahis oynadığını söylemişti. Olay günü ağabeyimin kıyafetlerinde kan izi olup olmadığını hatırlamıyorum. Bizim evde polisler arama yaptıklarında altın zinciri bulduklarında gördüm, bunun dışında diğer silah bıçak veya diğer eşyaları görmedim.

2 TANE BIÇAK ÇIKTI

Halit Yılmaz ( Hakan Yılmaz'ın Babası)

Hakan Yılmaz benim oğlum. Olayın yaşandığı gün cumartesi günü fabrikadaki vardiyadan çıkıp direk olarak köyde çalışmak için gittim. Cumartesi akşam geldim oğlum evde yoktu. Kızım abisinin yaralandığını söyledi elinin ağır olup olmadığını sordum, eğer ağırsa rapor almasını söyledim. Pazar günü işe gittiğim için tekrar görüşemedik. Pazartesi günü oğlum Hakan'la görüştüm. Eli için kendisine rapor almasını söyledim önemli bir şeyinin olmadığını söyledi. Ben oğlumun kimlere borcu olup olmadığını bilmiyorum. Sadece bizim akrabamız olan birine borcu olduğu için o borcun ödenmesi konusunda kendisini uyardım oda bana borcunu ödeyeceğini kendisine inanmazsam kredi kartını ve maaş kartını verebileceğini söyledi. Sonra ben 600 TL'lik borç için kartından kendi işyerimden kart geçerek o borcu nakit olarak ödeyeceğimi söyledim. Hakan bana internetten bahis oynayarak para kazandığını söylemedi. Pazartesi günü Hakan'ın cebinde iki tane cep telefonu olduğunu fark ettim. İki telefonla ne yaptığını kendisine sordum. Bir tanesinin boş olduğunu söyledi ve hemen işyerine gitmek için evden çıktı. Yan taraftaki komşumuz birilerinin Hakan'ı sorduğunu söyledi. Biraz sonra o şahıslar benim yanıma geldi Hakan'ın elinin kesik olup olmadığını sordular bende evet kesikti dedim daha sonra Hakan'ı aradım onu birilerinin sorduğunu söyledim oda kendisini de aradıklarını yanına doğru geldiklerini söyledi. Daha sonra aradığımda oğlumun telefonlarına ulaşmadım. Bir alacak verecek meselesi yüzünden oğlumun başına herhangi bir iş geldiğini düşündüm ve oğlumu aramak için çıktık ancak oğlumu polislerin aldığını öğrendim. Polisler hem Bolu merkezdeki evimizde hem de köydeki evimizde arama yaptılar. Bize maktulün eşyalarının sobada yakıldığı söylendi. Öyle bir durumun olup olmadığını kayıp olan eşyları aramak için köydeki evi didik didik aradık. Hiç bir şey bulamadık. Babamla 15 gün sonra yine ormanda çalıştık daha sonra hayvanları suladığımız her tarafı açık olan alanda daha önce görmediğim çuval gözüme çarptı. Çuvalı açtığımda sonradan polisler tarafından maktule ait olduğu söylenen eşyalar çıktı. Eşyalar hakan cezaevine gönderildikten 15 gün sonra ortaya çıktı. Eşyaların içinden 2 tanede bıçak çıktı. Bir tanesine o heyecanla elimi, sürdüm elimi sürdüğümü de görevli polislere bildirdim. Ben o yerden 15 gün içinde defalarca geçtim o güne kadar orada hiç öyle bir çuval görmemiştim.

NACİ KESKİN'İN EŞYALARINDA HAKAN YILMAZ'IN KAN İZLERİ

Davada ayrıca diğer tanıklarında ifadelerine başvuruldu. Tanık ifadelerinde en çok Hakan Yılmaz'ın elinin yaralanması ile ilgili çevresine verdiği beyanlardaki çelişkiler göze çarptı. Davada Naci Keskin'in ölüm şekliyle ilgili Ankara Kriminal Polis Laboratuarı'ndan gelen raporda 65 adet kesici alet darbesi aldığı ve bu darbelerin 17 adetinin öldürücü nitelikte olduğu beyan edildi. Ayrıca laboratuar raporunda şahıslar arası mesajlaşma kayıtlarının incelendiği, Naci Keskin'e ait eşyalar da Hakan Yılmaz'ın kan izlerinin olup olmadığı incelemesinin yapıldı ve sonucun pozitif çıktığı ifade edildi.

KANIM O ELBİSELERE NASIL BULAŞTI BİLMİYORUM

Hakan Yılmaz'a tanık ifadelerinin ardından tekrar soruldu. Yılmaz şu beyanlarda bulundu "Gökhan'ın ve Faruk'un beyanları tamamen yalandır. Diğer tanıkların beyanlarına diyeceğim herhangi bir şey yok. Benim kan örneklerimin nasıl Naci Keskin'in kıyafetleriyle aynı yere geldiğini bilmiyorum. Benim köydeki evimi Gökhan ve İbrahim bilmektedirler. Ben içtiğim sigaranın izmaritlerini cebime koymadım. Tanık Gökhan'la birlikte eve gittim üzerimi değiştirdim kıyafetlerimi bir daha da görmedim. Ayrıca bana ait olmayan beyaz spor ayakkabılar evde bulunmuştur. O ayakkabıların kime ait olduğunu bilmiyorum. Ayrıca can güvenliğim tehlike altında tehdit ediliyorum. Ben bu gün duruşmaya görüntülü bir şekilde bağlanmasaydım belki ölmüş olacaktım. Ailem tehdit ediliyor o nedenle bir daha ki oturumun kapalı oturum şeklinde yapılmasını talep ediyorum dedi.

Duruşma sonunda hakim eksik kalan bilgilerin incelenmesi ve bahis oyunu oynana kişinin bulunarak tanık olarak ifadesinin alınmasına ve askerlik nedeniyle ifadesi alınmayan İbrahim Aykul'un ifadesinin alınmasına ve eldeki delilleri göz önünde bulundurularak Hakan Yılmaz'ın tutukluluk haline devam edilerek duruşmanın tekrar 20 Mart 2014 tarihinde görülmesine karar verdi.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.